Yazı Detayı
13 Nisan 2017 - Perşembe 16:48
 
Ahlat efsaneleri
Ümit Kayaçelebi
 
 

    Abdurrahman Gazinin Şehit Edilmesi

     İslamiyet’in yayılış yıllarında Hz. Halid komutasında İslam ordusu doğuya doğru sefere çıkmıştır. M. 638 yılında Diyarbakır feth edilmiştir. Diyarbakır üzerinden Ahlat’a doğru hareket etmişler. O zamanlarda dışarıdan Ahlat kalesine sandıklar içerisinde kumaşlar vb. malzemeler gelirmiş. Hz. Halid askerlerini sandıklar içerisine koymuş ve şehir kapısına gelmiş. Sormuşlar yükün nedir diye? Hz. Halid yüküm kurtlu kumaştır demiş.  Sandıkların içine bakmak istemişler, Hz. Halid karanlık olduğunu bu yüzden sabah olunca sandıkları açacağını söylemiştir. Ahlat’a giren Hz. Halid gece yarısı sandıkları açar ve İslam askerleri kalenin kritik noktalarını alırlar. Gün içerisinde de ufak çapta mücadelelerden sonra Ahlat kalesi İslam ordusunun eline geçer.Bu mücadelede Hz. Halid’in parmakları kopar. Parmakların Ahlat, Harabeşehir Halifelik mezarlığına defnedilmiştir.

      Ahlat kalesinin fethinden sonra, İslam ordusu Saçlı Baba mevkiinden (Tunus Mahallesi) şehre girmeye başladılar. Abdurrahman Gazi türbesinin olduğu yer o zaman kiliseymiş. Abdurrahman Gazi bayraktarmış. Abdurrahman Gazi kiliseye girmiş, kilisede saklanan bir keşiş, Abdurrahman Gazi’yi sırtından oklayarak şehit etmiştir.

İslam ordusu buradan Hıdarın Düzü denen mevkie gelmişler. Hıdar Baba Erkizan Beşliler mevkiinde şehit düşmüştür.

Hıdar Baba şehit olduktan sonra Mahmud Baba sancağı almış. Mahmud Baba’da Yamlar mevkiinde şehit düşmüştür. Türbesi Yamlar mevkiindedir. Mahmud baba’nın şehit edilişinden sonra sancağı Pir Yahya Baba teslim almıştır.

Böylece Ahlat tamamen İslam ordusunun eline geçti.İslam ordusu buradan Adilcevaz kalesine ilerledi ve kaleyi ele geçirdi. Hz. Ali İslam ordusunun içinde görev almaktaymış. Burada Hz. Ali’nin ayağına bir cisim batmış, Adilcevaz’da yaşayan bir Müslüman bu cismi dişleriyle çekerek Hz. Ali’nin ayağından çıkarmış. Hz. Ali bu Müslüman dan ne istediğini sormuş. Müslüman da kendisinin vergiden muaf tutulmasını istemiş. Hz. Ali’de o şahsa bir belge vererek onu ve ailesini vergiden muaf tutmuştur. Bu aile Tarhanoğlu ailesidir. Tarhanoğlu ailesi Osmanlı zamanında da vergiden muaf tutulmuşlardı. İslam ordusu buradan Van kalesine doğru hareket etmişlerdir ve Van kalesini almışlar. Van kalesinde şimdi katran kuyusu denilen yerde büyük bir ağaç varmış. İnanışa göre şeytan katran ağacı içine girermiş ve milleti galeyana getirirmiş. Galeyana gelen halk o ağaca taparmış. Hz Ali katran ağacını kılıcı Zülfikar ile kesmiş. Van halkı, hala oraya katran kuyusu derler. Yakın zamana kadar o kuyudan katran çıkarmış. Günümüzde ise katran kuyusu güvenlik nedeni ile kapatılmıştır. İslam ordusu Van kalesini aldıktan sonra Medine-i Münevvere’ye dönmüşlerdir. 

 Malhan Efsanesi

Bayındır Han zamanında Ahlat’ta fakir bir aileye mensup bir ana ile oğlu yaşarmış. Bu ailenin geçimini, çobanlık yapan oğul sağlarmış. Bir gün Ahlat’ın meydanlık mezarlığı semtinde hayvanlarını yaydıktan sonra vakit de öğlen olduğundan, yemeğe oturmuştur. Yemeğini yedikten sonra eline aldığı bir küçük ağaç parçasıyla vakit geçsin diye toprağı eşmeğe başlamıştır. Toprağı eşerken ufak bir delik açılır. Bunu merak eden çoban, deliği genişletmeye başlar. Bir müddet sonra genişleyen delik, kuyu halini alır. Kuyudan aşağıya doğru bir merdivenin indiğini gören çoban, korku ve heyecan içinde merdivenden aşağıya iner. Aşağıya inen çoban kendisini bir salonun içinde bulur. Salona açılan birçok odalar ve odaların kapılarının üzerinde anahtarlar görür. Anahtarları alıp odaların kapılarını açan çoban, çeşitli süs eşyalarıyla altınla dolu bir hazine görür. Hemen dışarıya çıkarak deliğin ağzını kapatır, yeri belli olsun diye bir işaret bırakır.


     Akşam eve gelen çoban, annesine Bayındır Han’ın kızını istemesini söyler. Hayrete düşen anne oğluna, böyle bir şeye nasıl cesaret ettiğini söylerse de çoban isteğinde diretir. Sonunda ısrarlar karşısında mecbur kalan anne, Bayındır Han’a giderek kızını oğluna ister. Bu isteğe gülen Bayındır Han işi şakaya dökerek; “benim sarayım gibi bir saray yapar, bir altın mutfak takımı, bir altın kahve takımı, bir altın beşik ve çeşitli altından süs eşyalarını getirir, bütün ülkenin davet edildiği, kırk davul ve kırk zurnanın çalındığı, kırk gün kırk gece süren bir düğün yapılırsa kızımı oğluna veririm” der. Kadın Bayındır Han’ın bu şartlarını oğluna iletir. Oğlu da şartsız olarak Bayındır Han’ın isteklerini kabul eder. Kadın oğlunun, ileri sürülen şartları kabul ettiğini Bayındır Han’a bildirir. Daha evvel şaka yoluyla da olsa söz veren Bayındır Han’da istemeyerek kabul eder. Çoban Bayındır Han’ın bütün isteklerini yerine getirir, düğün yapılır. Bayındır Han bu çobanın büyük bir hazine bulduğuna inandığından, kızından hazinenin yerini öğrenmesini ister. Evlendikten sonra kadın kocasına bu kadar altını nereden bulduğunu sorduğunda kocası; büyük bir hazine buldum söyler. Kadın hazineyi merak ettiğini, mutlaka görmek isteğini söyleyince; kocası kadının gözlerini bağlayarak hazinenin olduğu yere götürür. Gözleri açılan kadın hayretler içinde hazineyi seyretmeye başlar. Bu arada dışarıdan bazı seslerin geldiğini duyan kadın, kocasına bu seslerin nereden geldiğini sorar. Kocası da; “Bu sesler su içmeye giden babanın atlarının sesidir.” der. Çoban, karısının gözlerini tekrar bağlayarak eve getirir. Kadın da olup bitenleri babasına anlatır.


               Sonunda Bayındır Han damadını saraya davet ederek hazinenin bulunduğu yeri söylemesini ister. Damat gelmeden önce cellât başını çağırarak; damadı korkutmasını, başını taşa bırakarak keser gibi yapmasını bildirir. Bayındır Han’ın bütün ısrarlarına rağmen damat hazinenin yerini söylemez. Sonunda sinirlenen Han, daha önce cellât başıyla anlaştığı gibi damadın kafasını kesmesini ister. Emri yanlış anlayan cellât başı, gerçekten damadın kafasını keser. Olaya çok üzülen Bayındır Han, cellât başının kafasını kestirir. Gerek atların su içmeye gittiği yön ve gerekse kızının anlattıklarından hazinenin Mal Han isimli hanın yakınlarında olduğu tahmin edilir. Bütün aramalara rağmen hazinenin yeri bulunamaz. O günden sonra Malhan hazinesi dilden dile dolaşılır. Halen Ahlat’ta bu hazinenin varlığına inanılmaktadır.

Dede Maksut 
               Dede Maksut, Ruşen Ali'nin hizmetkârıymış. Efendisi hacca gitmiş. Birkaç gün sonra hanımına, hacı hatun bi helva çalaydın hacıma götüreyim diyor. Kadın diyor ki, herhalde canı helva istiyor, bi helva yapayım da yesin diyor. Yapıp veriyor. Allahın izniyle helvayı Beytullaha götürüp efendisine yetiştiriyor, kadının haberi yok. Dede Maksut hayvanlara çok iyi bakarmış. Hayvanların altına gübre sepeler, soyunup üstünde yuvarlanırmış hayvanlar oturunca batan yer var mı diye. Keramete erişmiş. Bu nedenle helvayı da sıcak sıcak Beytullaha yetiştirmiş. Hacısı hacdan geldiği zaman, elini öpmeye gidiyorlar. Benim elimi öpmeyin, gidin Dede Maksut'un elini öpün diyor. Sonra da anlatıyor, diyor ki, bana helvayı sıcak getirdi. Tabağıyla bıraktı gitti, tabağı ben getirdim. Hacı, Dede Maksut'tur biz değiliz, diyor.

Dede Maksut çok keramet ehli bir zatmış. Bir rivayete göre;  Bir vatandaş bina yapmış, o dönem binanın üzerini örtmek için odun kullanırlarmış. Bu ağaçlara günümüzde olduğu gibi keran denirmiş. Binanın üstünü örterken keranlardan biri kısa kalmış. Dede Maksut’a demişler ki, biz bu keranı kısa kestik keran yetişmiyor. Dede Maksut elini kerana vurmuş ve demiş,”Gel bakalım, mübarek gel” bunun üzerine keran uzamış ve yetişmiş.

Hasan Padişah

Hasan Padişah Akkoyunlular’dandır.  Hasan Padişah zamanında Peygamber Efendimizin (sav) naaşına iki Mecusi musallat olmuştu. Mecusilerin amacı Peygamber Efendimizin (sav) kafatasını incelemek istiyorlardı. Hz. Peygamberin insanlar üzerinde nasıl bu kadar etki bırakabildiğini öğrenmek istiyorlardı. Bu Mecusiler halk arasında gayet dindar, hoşgörülü, hayırsever ve yardımsever kişiler olarak görünürlerdi. Mecusiler tünel kazarak naşa ulaşmaya çalışıyorlardı.

Peygamber Efendimiz (sav) üç gece üst üste Hasan Padişahın rüyasına girdi. Hasan padişaha “Ya Hasan yetiş Mecusiler beni rahatsız ediyorlar. Bu Mecusiler tünel kazıyorlar naşıma yetişmelerine az kaldı.” Bu rüyalar üzerine Hasan Padişah Medine-i Münevvere’ye gitti. Oradaki bütün halkı bir alana topladı. Halkın arasında rüyasında gördüğü Mecusiler yoktu. Hasan Padişah aramızda olmayan kimse kaldı mı diye sordu.

Halk dedi ki dışarıda iki kişi kaldı, onlarda sürekli hayır işledikleri için vakitleri yok gelemezler. Hasan Padişah onları da getirtti, baktı ki rüyasında gördüğü Mecusiler onlarmış. Bu iki Mecusi yakalandı. Hasan Padişah tünellerin yerini halka göstermeye gittiğinde gördü ki, tünellerde birçok Mecusi çalışmakta idi.

            Bundan sonra Hasan Padişah Peygamber Efendimizin (sav) türbesini tunçtan yaptırdı. Ve türbe bu güne kadar Hasan Padişahın yaptırdığı şekli ile geldi.

  Kırk Kardaş

            Yaşlı bir adamın kırk tane oğlu varmış. Bu çocuklar evlenme çağlarına geldiklerinde, yaşlı adam kırk çocuğunu birlikte evlendirmiş. Eve bir günde kırk gelin gelmiş. Gerdek sabahı yaşlı adamın bütün çocukları ölmüş. Yaşlı adam gelinlerine sormuş hanginiz kocanızla yattınız? İçlerinden biri kocası ile birlikte olabilmiş. Yaşlı adam bu gelinini yanına almış, diğer gelinlerini ise babalarının evine geri göndermiş. Evde sadece bir gelin kalmış. Evde kalan gelinin kırk çocuğu olmuş, bunlar kise şeklinde dünyaya gelmişler. Yaşlı adam torunlarını büyütmüş. Yaşlı adamın ölen çocuklarına ait kırk dükkânı varmış. Dede torunlarını bu dükkânlara götürmüş ve hangi dükkânın hangi oğluna ait olduğunu ve hangi dükkânın ne üzerine çalıştığını anlatmış.

            Dede her bir torununu bir dükkânın başına getirmiş ve kırk dükkânını da açmıştır. Dede ellerini göğe açarak Cenabı Hakka şükretmiş.

“Alan sensin veren sen,

Hâşâ, yalan olmaz gerçek sen,

Gâh dükkânı talan eden sensin,

Gâh dükkânı şen eden sen.”

            Dedenin kırk torunu da Ahlat’ın Kırklar mahallesinin Kırk Kardaş mezarlığında, dört sıra halinde onar onar defnedilmiştir.

            Ahlat’ın Kırklar mahallesinin “Kırklar” ismini alması “Kırk Kardaş” mezarlığından dolayıdır.

 Emir Sultan

            Ahlat’ta Emir Sultan isminde bir zat varmış. Bu zat çok keramet sahibi birisiymiş. Emir Sultan’ın dört tane talebesi varmış. Talebelerine Kuran okuturmuş.

            Emir Sultan bir gün talebelerine memleketten gideceğini söylemiş. Talebeler aralarında konuşmuşlar, talebelerden biri şeyh bana tezbehini vereydi. Şeyh tezbehini o talebesine vermiş. O tezbeh hala Kırklar mahallesinde B.I.’ın evindedir. Tezbehin taneleri her yıl bir tane artar, bir tane azalır.

            Bir talebesi de Emir Sultan’ın kemerini istemiş. Ve o aile Ahlat’ta Kemer soy ismini almışlardır.

            Bir talebesi de Emir Sultan’ın seccadesini istemiş.  Seccade bir posttan ibarettir. Seccade şimdi Tahtı süleyman Mahallesi ile Kacer Mahallesi arasında Postlu Baba denilen mevkide gömülüdür.

            Bir talebesi de Emir Sultanın hanımını istemiş. Emir Sultan bu talebesine beddua etmiş. Demiş ki, “Sizden fakirlik, körlük kıyamete kadar eksik olmaya” o ile Erkizan Mahallesi civarında yaşamaktadır. Aile fakir ve genellikle gözleri kördür.

            Emir Sultan yola çıkmış Veşdong mevkiinde (Saka Köyü) yemek yemiştir. Sofra bezini de orada silkelemiş ve demiş “Allahın bereketi bu dağa ola” hala Saka Köyü toprakları bölgenin en verimli topraklarındandır.

            Emir Sultan buradan Bursa’ya göç etmiştir.

Sihirli Hoca Efsanesi

Ahlât yakınlığı dolayısıyla İran ile münasebetlere sahne olmuş ve sık sık İranlılar istilasına uğramıştır. Bu efsaneye göre ; “Ahlât’ta sihirbaz bir hoca varmış. Hoca, İran Şahının kızını gece Ahlat'a getirir, daha sonra tekrar İran'a gönderirmiş. Kız bir süre sonra hamile kalır. Şah kızının bu haline çok üzülür. Kızından bu durumu açıklamasını ister. Kızda her gece bir hocanın yatağına gittiğini, sabah olunca da kendi yatağına döndüğünü söyler Kıza hocanın ne ikram ettiğini sorarlar; kız elma cevabını verir. Şah kızına bir daha gittiğinde bu elmalardan bir tane getirmesini söyler. Kız bir daha gidişinde bir elma saklayıp getirir. Bu elmayı ülke dışına giden kervancılara veren şah elmanın nereye ait olduğunu öğrenmelerini ister. İhtiyar bir bezirgânbaşı bu elmanın Ahlat'ın yem bağlarında yetiştiğini söyler. Bu hadiseye fazlasıyla kızan şah, ordusunu alarak Ahlat'ı muhasara eder. O zamanki Ahlat emiri İran ordusuna Karşı koyar. Kaleye savaşla giremeyeceğini anlayan şah hileye başvurur, kaleye girer ve Ahlatlıları teslim alır. Büyük çukurlar kazdırır ve halkı diri diri bu çukurlara gömer. Böylece Ahlat insansız kalır.”

Deniz Garısı
           Şıh Keremler bir kadın bulup getirmişler deniz karisi diye. Esas ekseri şubatta çıkarmış. Denizin kenarında yıkanırken tutmuş getirmişler. Yedi sene çalışmış orda kadın. Çok da kuvvetliymiş. Memesinin üzerine yara iğnesi açmışlar yedi sene çalışmış. Ondan sonra bi çocuk, kadın ona diyor ki bu ciciyi çek, kendisi çekemiyor. Çocuk çekerken kadın kayboluyor.

 
Etiketler: Ahlat, efsaneleri
Yorumlar
Diğer Yazılar
Naim Hoca
GEMİLERDE TALİM VAR
Biz anneden böyle gördük
Vanlıyam şanlıyam
Karınca ezmez şevki
Topkapı sarayı cinayetleri
Fıkraya tahammülü olmayan adam
İmparator Fatih Terim
Çanakkale’de şehit olan bir Mehmetçiğin son mektubu
Bir adam, bir mektup...
Kıbrıs Fatihi
Aşk rubaileri
Âşıktı delikanlı
ALİ HAYDAR BEY VE CEVDET BEY
ADNAN SÜVARİ’NİN GÖZTEPE’Sİ
YAŞ DESTANI'NIN ÖYKÜSÜ
Van’da köy düğünleri
Mustafa Efendi
TOPRAĞIN SESİ
TAYYAR DABBAĞOĞLU
ŞEMSETTİN ÖZDEMİR VE MAZİDEN ESİNTİLER
Van'da sinemalı yıllar
ESKİ DOSTLAR
SEYYİD AHMET ARVASİ
Selim Gülsoy
Ölüm Gelenekleri
Nerede kaldı o eski kötü adamlar
Ne ğoş gonuşi bu Vanlilar
O eski Vanlılar
İSMAİL PERİHANOĞLU
Vanda hıdrellez
HA BU DİYAR
KAÇ KİŞİ KALDIK (8)
Kimler geldi kimler geçti
GAYNANAYI ŞİKÂYET
Eski Van’da sünnet merasimi
ESKİ VANDA RAMAZAN ve KURBAN BAYRAMLARI
ESKİ VANDA KOMŞULUK
ESKİ VANDA KOMŞULUK
ESKİ VANDA HALK İNANIŞLARI
Eski Van’da çocuk oyunları
Anılardan bir demet
Ermeni mezalimi hafızalarda
Unutulmayanlar: Enver Dilaver
EDREMİTLİ FATO NENE
DEVR-İ SİYASET
ÇÖKERTMEDEN ÇIKTIM DA HALİLİM
ÇOCUKLUK GÜNLERİ
Van Yemekleri
Biz kaç kişi kaldık?
BEYBABA
Alıştım Sana
64 YILDA NELER OLMUŞ NELER…
BİR ZAMAN (1)
Molla Hamit Ekinci (Hamit Hoca)
Yaşar Kemal
Vankulu Lügati
Ada sahillerinde bekliyorum - I
Süreyya (Sürgünde ölen prenses)
Abdurrahman Somdani’nin öyküsü
Çöpçülerin suçu yok
Kesik Çayır Biçilir Mi?
Haydi Sinemaya
Hayali Hasan Yavaş’ı yarenlikte astılar
Güvercin Uçuverdi
BİRAZ DA GÜLÜMSEYELİM
Gülfem Hatunun ölümü...
Güldüren adamın ağlatan sonu
Guantanamo gardiyanı Müslüman oldu
FUTBOLUN EFENDİSİ
Fil Hadisesi
FAHRETTİN PAŞA - MEDİNE MÜDAFİİ
Sahnedeki Erol Büyükburç
DEĞİRMENBAŞI VE HIDRELLEZ
Cellât, Menderes'e 'o ayakkabılar benim olacak' dedi
Cehennemden kurtuldu
Şöhretten Sefalete Düşen Yıldız
BU MİLLETE UŞAKLIĞI ÖĞRETEMEDİM
Bu Millet O Kadar Zengin Değil
Bodrum Hakimi
BİRAZ EMEK SİNEMASINDAN BAHSETMEK İSTİYORUM
Bir zamanlar EOKA
Şahbağı Efsanesi
Atakan Çelik gönüllerde
Ercişli Emrah ile Selvi Han Hikayesi
Bir zamanlar yeni Van sineması
Bermuda Şeytan Üçgeninin Sırrı
Bir adam, bir mektup...
BEYAZ KELEBEKLER
Bermuda Şeytan Üçgeni
Berlin panteri Turgay Şeren
BEDİR TÜRKÜSÜ'NÜN HİKAYESİ
Bayan Bacak: Serpil Örümcer
BEKÇİ BAKIR
BABA ERENLERDEN…
KAÇ KİŞİ KALDIK (18)
Ayşe Tatile Çıksın
Aşk Rubaileri - Mevlana
Kaç kişi kaldık -17
Aşıktı delikanlı
Aşık Beyhani
Aşan Bilir Karlı Dağın Ardını
İslam'da Ashab-ı Kehf
Arzu İle Kamber Hikâyesi
KAÇ KİŞİ KALDIK (15)
VAN MANİLERİ
MEHMED EFENDİ, VANÎ
Vanlı Köçek Rıza
KAÇ KİŞİ KALDIK (14)
Türkçenin İlk Matbu Eseri: VANKULU LÜGATİ
Kaç kiş kaldık (13)
GELİN KAYNANA ATIŞMASI
KAÇ KİŞİ KALDIK (12)
Eski Van'da komşuluk
ALİ HAYDAR BEY VE CEVDET BEY (ESKİ VAN VALİLERİ)
64 YILDA NELER OLMUŞ NELER…
KAÇ KİŞİ KALDIK (11)
Eski van’da sünnet merasimi
ESKİ VANDA ASKERE GÖNDERME
KAÇ KİŞİ KALDIK (10)
ESKİ VAN'DA ÖLÜM GELENEKLERİ
Adnan süvari ve Göztepe
KAÇ KİŞİ KALDIK (8)
ESKİ VANDA RAMAZAN ve KURBAN BAYRAMLARI
KAÇ KİŞİ KALDIK (7)
Altuna'nın kaderi
AN GELİR ATİLLA İLHAN ÖLÜR
Eski Van’da çocuklara ad koyma
Alamut kalesi
Van’da halk inanışları
Kaç kişi kaldık (3)
7 kişi ile 7-0 kazanılan maç
365 Yıllık yaş destanının öyküsü
Eski dostlar
Unutulmayanlar...Servet Mehterbaşıoğlu
Van Nostaljisi
Van için bir şarkı bestele
Eski Vanı özledim
Eski Banka sokağı
Eski çamlar bardak odu
Anılardaki Yeşilçam
Molla Hamit Ekinci (Hamit hoca)
Babadan gördük
Yaş destanı ve hacı Efdal
Ordunun dereleri
Unutulmayanlar...Servet Mehterbaşıoğlu
Çocukluk arkadaşım Mustafa Sönmez
Çökertmeden çıktımda Halilim
Eski çamlar bardak oldu
Van yemekleri
Sofu baba
Anılardın bir demet
Unutulmayanlar (selim gül soy)
Ali Paşa ağıdı
Kimler geldi kimler geçti
Cengiz Alper anlatıyor
Eski Van’da çocukluk günleri
Eski Van’da 2 Nisan bayramları
Çocukluk arkadaşım Mustafa Sönmez
Vanlıyam şanlıyam
Çökertmeden çıktım da Halilim
Kinyas Kartal
Yayla suyu yan akar, ayağında kundura ve Mahmut bey ağıdı
O eski Van unutulmaz
Kaç kişi kaldık
Eski Van’da misafirlik
Onları unutmadık
Unutulmayanlar… Tayyar Dabbağoğlu
O Eski Van'da
Bir zamanlar yıldız sineması vardı
Eski çamlar bardak oldu
Şemsettin Özdemir ve maziden esintiler
Tevfik Demiroğlu anlatıyor
BİR ZAMANLAR ŞEHİR SİNEMASI
UNUTULMAYANLAR… - ENVER DİLAVER
Çay içen Fato nene
Musikişinas dostlarıma...
İlyas Kitapçı...
BİZLERİ UNUTMA GAZATACI BEG... BİZLERİ UNUTMA...'
ERNİS KÖY ENSTİTÜSÜ
BİR HAYALİ HASAN YAVAŞ VARDI
KAÇ KİŞİ KALDIK
FERİT MELEN ANLATIYOR
GİTMEYİN BE VANLILAR…
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Alıntı Yazarlar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
75
0
7
3
24
34
2
Fenerbahçe
72
0
4
9
21
34
3
Medipol Başakşehir
72
0
6
6
22
34
4
Beşiktaş
71
0
5
8
21
34
5
Trabzonspor
55
0
9
10
15
34
6
Göztepe
49
0
11
10
13
34
7
Demir Grup Sivasspor
49
0
13
7
14
34
8
Kasımpaşa
46
0
14
7
13
34
9
Kayserispor
44
0
14
8
12
34
10
Evkur Yeni Malatyaspor
43
0
13
10
11
34
11
Teleset Mob. Akhisarspor
42
0
14
9
11
34
12
Aytemiz Alanyaspor
40
0
16
7
11
34
13
Bursaspor
39
0
17
6
11
34
14
Antalyaspor
38
0
16
8
10
34
15
Atiker Konyaspor
36
0
16
9
9
34
16
Osmanlıspor FK
33
0
17
9
8
34
17
Gençlerbirliği
33
0
17
9
8
34
18
Kardemir Karabükspor
12
0
28
3
3
34
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı
istanbul escort