Yazı Detayı
20 Nisan 2017 - Perşembe 18:04
 
Alamut kalesi
Ümit Kayaçelebi
 
 

      Alamut Kalesi, XI. ve XIV. yüzyılları arasında birçok hükümdarın korkulu rüyası olmuştur. Alamut efsanesi tam olarak 1090 yılında, ünlü İsmailî komutanlarından biri olan Hasan Sabbah tarafından kalenin ele geçirilmesiyle başlar.
Haçlıların taktığı isimle, "Dağların Yaşlı Bilgesi" burayı, beden terbiyesi ve inanç kararlılığının baş tacı edildiği gerçek bir mevziiye dönüştürdü. Sünni Türk iktidarına karşı efendilerinin sürdürdüğü kutsal savaşta, cephe gerisi için üs konumunda olan kale, başka hiçbir yerde benzeri bulunmayan bir inanç ve kararlılığa sahip fedayinlere ev sahipliği yapıyordu. Bu yeri efsaneleştiren biraz da bu tutku olmuştur.


        Kuzey İran'ın yüksek arazilerine tepeden bakan bu kartal yuvasından günümüze sadece yıkıntılar kalabilmiştir. Ancak kalıntılar, az sayıda araştırmacının ilgisini çekmekle birlikte,  buradaki gezi yollarında şansını denemek isteyen her meraklı gezgin için gizemli bir yön de barındırmaktadır. Hava karardığında, geçmişte iki bin fedayin'i coşturan mistik hayranlık daha da iyi anlaşılıyor. Bugün, bu yerin simgesel ağırlığı hâlâ hissedilebiliyor.


      Elburz sıradağlarının batı yamaçlarında, 2000 metreden yüksek bir noktada yer alan küçük Kazor Han köyünün alt tarafında bulunan kale, en büyük kenti Kazvin olan geniş çorak ovaya hakim durumdadır. Kazvin, ünlü İpek Yolunun yanı sıra, Tebriz ve Hemedan kentlerinden gelen Hazar yolları (Hazar, Kazvin'in Latincedeki karşılığıdır) için kavşak noktası olmanın yanı sıra Azerbaycan ve kuzey-batıdan gelen ticaret yolları için de zorunlu bir geçiş noktası konumundaydı. Bu kent, Selçuklular döneminde (1051-1220) tartışılmaz bir ekonomik gelişme göstermiştir. Aynı dönemde, buradan sadece birkaç metre uzaklıkta, ünlü Hasan Sabbah Türklere karşı kutsal bir savaş yürütmekteydi.
. Alamut bu manzarayla adeta özdeşleşmiş; dağın engebeleri içinde ancak görünebilen kale, dağın içinde birden kayboluveriyor.


      Alamut'un küçük köyü, iki dünyanın coğrafik olduğu kadar tinsel yol ayrımında da bulunuyor. Gerçekten de Alamut, ovayla dağların arasında bulunan ekonomik kavşağın çok yakınında bulunmakla birlikte, aynı zamanda da Yer ile Gökyüzü arasında bulunan küçük bir yeryüzü cenneti parçasıdır. Hasan Sabbah burada, anahtarları sadece kendisinde bulunan muhteşem bir bahçe oluşturmuştu. Bu bahçe, meyve ve çiçek bolluğu ve zenginliğinin yanı sıra, bütün Orta doğunun en muhteşem sarayını da içerisinde barındırma ayrıcalığına sahipti. Dağların Yaşlı Bilgesi, buraya sadece en yiğit savaşçılarının girmesine izin veriyordu. En önemli görevleri, ülkedeki Müslümanlara Bağdat halifelerinin öğretisini zorla dayatmaya çalışan Selçuklu Türklerin ilerleyişini durdurmaktı. Bir yıldan kısa bir sürede, bu direniş imparatorluğu darmadağın etmiştir. Alamut, erişilmezliğiyle,  İsmaillerin müstahkem mevkii olarak kabul edilmiştir.


      Kale 1256 yılında, Cengiz Han'ın torunu Hülagû tarafından ele geçirilmiş, yıkılarak yakılıp küle çevrilmiştir. Geçmişin ihtişamından bugüne sadece kalıntılar kalmış olsa da, tarikatın ruhu, kalenin payandalarında hâlâ yaşamaya devam ediyor. Alamut'un dağ köylüleri ataları olan haşhaşîlerin yaşamlarından ders çıkarmayı sürdürüyorlar. Alamut'taki evlerin kapalı evrenlerine dalarken, yaşlı bilge Hasan Sabbah'ın mirasının etkisini kolayca hissedebilirsiniz. Bölgede otel sayısı çok az ve evlerden gelen bu içten davetler size çok daha cazip gelecektir. Gece boyunca, geçmişin unutulmaz kahramanlarına ilişkin en inanılmaz efsaneler size  anlatılacaktır. Yalnız kalmayı seven gezginler için, Uan Gölü çevresindeki alanlar çok uygundur. Gölün sazlarla kaplı kıyısında, çölü andıran muhteşem dağların yamacında çadırını kurmak, insanı içe dönüşe ve dinginliğe davet ediyor. Bu anı taçlandırmak için, Vladimir Bartol'un romanını okumanızı tavsiye ederiz. XIX. yüzyılın başlarında yaşayan  Sloven yazar, macera anlatımıyla şiiri, siyasal düzen hakkındaki felsefi düşüncelerle eğlenceli küçük öyküleri eserinde çok güzel harmanlamaktadır.
Arkeologların Alamut Ören yeriyle ilgili düşünceleri   
Alamut sözcüğünün kökeni :  


      Sözcüğün kökeni hâlâ belirsizdir. Ancak öne çıkan bir anlamı vardır ki o da "kartal yuvası"dır. Aslında, bu sözcüğün ilk yarısı olan "Al", bölgesel lehçede "kartal" anlamına gelmektedir. İkinci yarı "Amut", "bilmek" fiilinden türemiştir. 
Kalenin içindeki taşlıklı yolun yönü, burada hangi bölümlerin bulunduğunun bize ipuçlarını veriyor. İkamete ayrılan bölümün en büyük odası 800 metrekare genişliğinde ve 18 metre uzunluğunda ve kuzeybatı, güneybatı ve güneydoğuya yönelik üç gözetleme kulesini birbirine bağlamaktadır. Odaların büyük bir kısmı tuğlalarla inşa edilmişti. Haç ya da yıldız şeklinde olan bu tuğlalar, muhtemelen turkuvazla süslenmiş ve üzerilerine çeşitli resimler çizilmişti. Burada kullanılan mimarinin görkemi, Alamut'ta gerçek bir sarayın var olduğunu ve dolayısıyla hükümdarının da bölgede siyasal olarak çok güçlü bir onumda olduğunu gösteriyor. Kalede yer alan büyük depo yaklaşık 11/45 metreküp su biriktirebiliyordu. Günümüze ulaşan yazılardan, suyun kaleye komşu ırmaklardan getirildiğini anlıyoruz. Çatılara yerleştirilen ve yer yer kayaya oyulan oluklardan yağmur suyunun ayrıca toplandığını anlıyoruz. O dönemde kullanılan zindandan günümüze çok az kalıntı kalabilmiştir. Kalenin giriş merdivenlerinin resmi Javame-Altavarikh'in minyatür kitabında çizilmiştir. Merdivenin basamakları atların buradan çıkabilmesi için bu şekilde geniş yapılmıştır. Merdivenin, kayaya oyulmuş ve kuzeyden güneye yönelen 25 metre uzunluğundaki bir kısmı gün ışığına çıkarılmıştır. Doğu yönünde altı ve batı, yani vadi  yönünde olmak üzere üç gözetleme odası bulunmaktadır.


     Özellikle Hasan Sabbah'ın yaşadığı dönem arkeologların ilgisini çekmektedir. Gerçekten de Dağın Yaşlı Bilgesi, gizemle çevrili bu yeri, astronomi ve tıp gibi değişik bilim ve sanatların icrasına ve özellikle de çok sayıdaki fedayinini eğitmek amacına uygun bir şekilde düzenlemiştir.

 
Etiketler: Alamut, kalesi, ,
Yorumlar
Diğer Yazılar
365 Yıllık yaş destanının öyküsü
Artık israfın önüne geçilmeli
Eski Van’da Ramazan ve Kurban Bayramları
Naim Hoca
GEMİLERDE TALİM VAR
Biz anneden böyle gördük
Vanlıyam şanlıyam
Karınca ezmez şevki
Topkapı sarayı cinayetleri
Fıkraya tahammülü olmayan adam
İmparator Fatih Terim
Çanakkale’de şehit olan bir Mehmetçiğin son mektubu
Bir adam, bir mektup...
Kıbrıs Fatihi
Aşk rubaileri
Âşıktı delikanlı
ALİ HAYDAR BEY VE CEVDET BEY
ADNAN SÜVARİ’NİN GÖZTEPE’Sİ
YAŞ DESTANI'NIN ÖYKÜSÜ
Van’da köy düğünleri
Mustafa Efendi
TOPRAĞIN SESİ
TAYYAR DABBAĞOĞLU
ŞEMSETTİN ÖZDEMİR VE MAZİDEN ESİNTİLER
Van'da sinemalı yıllar
ESKİ DOSTLAR
SEYYİD AHMET ARVASİ
Selim Gülsoy
Ölüm Gelenekleri
Nerede kaldı o eski kötü adamlar
Ne ğoş gonuşi bu Vanlilar
O eski Vanlılar
İSMAİL PERİHANOĞLU
Vanda hıdrellez
HA BU DİYAR
KAÇ KİŞİ KALDIK (8)
Kimler geldi kimler geçti
GAYNANAYI ŞİKÂYET
Eski Van’da sünnet merasimi
ESKİ VANDA RAMAZAN ve KURBAN BAYRAMLARI
ESKİ VANDA KOMŞULUK
ESKİ VANDA KOMŞULUK
ESKİ VANDA HALK İNANIŞLARI
Eski Van’da çocuk oyunları
Anılardan bir demet
Ermeni mezalimi hafızalarda
Unutulmayanlar: Enver Dilaver
EDREMİTLİ FATO NENE
DEVR-İ SİYASET
ÇÖKERTMEDEN ÇIKTIM DA HALİLİM
ÇOCUKLUK GÜNLERİ
Van Yemekleri
Biz kaç kişi kaldık?
BEYBABA
Alıştım Sana
64 YILDA NELER OLMUŞ NELER…
BİR ZAMAN (1)
Molla Hamit Ekinci (Hamit Hoca)
Yaşar Kemal
Vankulu Lügati
Ada sahillerinde bekliyorum - I
Süreyya (Sürgünde ölen prenses)
Abdurrahman Somdani’nin öyküsü
Çöpçülerin suçu yok
Kesik Çayır Biçilir Mi?
Haydi Sinemaya
Hayali Hasan Yavaş’ı yarenlikte astılar
Güvercin Uçuverdi
BİRAZ DA GÜLÜMSEYELİM
Gülfem Hatunun ölümü...
Güldüren adamın ağlatan sonu
Guantanamo gardiyanı Müslüman oldu
FUTBOLUN EFENDİSİ
Fil Hadisesi
FAHRETTİN PAŞA - MEDİNE MÜDAFİİ
Sahnedeki Erol Büyükburç
DEĞİRMENBAŞI VE HIDRELLEZ
Cellât, Menderes'e 'o ayakkabılar benim olacak' dedi
Cehennemden kurtuldu
Şöhretten Sefalete Düşen Yıldız
BU MİLLETE UŞAKLIĞI ÖĞRETEMEDİM
Bu Millet O Kadar Zengin Değil
Bodrum Hakimi
BİRAZ EMEK SİNEMASINDAN BAHSETMEK İSTİYORUM
Bir zamanlar EOKA
Şahbağı Efsanesi
Atakan Çelik gönüllerde
Ercişli Emrah ile Selvi Han Hikayesi
Bir zamanlar yeni Van sineması
Bermuda Şeytan Üçgeninin Sırrı
Bir adam, bir mektup...
BEYAZ KELEBEKLER
Bermuda Şeytan Üçgeni
Berlin panteri Turgay Şeren
BEDİR TÜRKÜSÜ'NÜN HİKAYESİ
Bayan Bacak: Serpil Örümcer
BEKÇİ BAKIR
BABA ERENLERDEN…
KAÇ KİŞİ KALDIK (18)
Ayşe Tatile Çıksın
Aşk Rubaileri - Mevlana
Kaç kişi kaldık -17
Aşıktı delikanlı
Aşık Beyhani
Aşan Bilir Karlı Dağın Ardını
İslam'da Ashab-ı Kehf
Arzu İle Kamber Hikâyesi
KAÇ KİŞİ KALDIK (15)
VAN MANİLERİ
MEHMED EFENDİ, VANÎ
Vanlı Köçek Rıza
KAÇ KİŞİ KALDIK (14)
Türkçenin İlk Matbu Eseri: VANKULU LÜGATİ
Kaç kiş kaldık (13)
GELİN KAYNANA ATIŞMASI
KAÇ KİŞİ KALDIK (12)
Eski Van'da komşuluk
ALİ HAYDAR BEY VE CEVDET BEY (ESKİ VAN VALİLERİ)
64 YILDA NELER OLMUŞ NELER…
KAÇ KİŞİ KALDIK (11)
Eski van’da sünnet merasimi
ESKİ VANDA ASKERE GÖNDERME
KAÇ KİŞİ KALDIK (10)
ESKİ VAN'DA ÖLÜM GELENEKLERİ
Adnan süvari ve Göztepe
KAÇ KİŞİ KALDIK (8)
ESKİ VANDA RAMAZAN ve KURBAN BAYRAMLARI
KAÇ KİŞİ KALDIK (7)
Altuna'nın kaderi
AN GELİR ATİLLA İLHAN ÖLÜR
Eski Van’da çocuklara ad koyma
Van’da halk inanışları
Kaç kişi kaldık (3)
Ahlat efsaneleri
7 kişi ile 7-0 kazanılan maç
365 Yıllık yaş destanının öyküsü
Eski dostlar
Unutulmayanlar...Servet Mehterbaşıoğlu
Van Nostaljisi
Van için bir şarkı bestele
Eski Vanı özledim
Eski Banka sokağı
Eski çamlar bardak odu
Anılardaki Yeşilçam
Molla Hamit Ekinci (Hamit hoca)
Babadan gördük
Yaş destanı ve hacı Efdal
Ordunun dereleri
Unutulmayanlar...Servet Mehterbaşıoğlu
Çocukluk arkadaşım Mustafa Sönmez
Çökertmeden çıktımda Halilim
Eski çamlar bardak oldu
Van yemekleri
Sofu baba
Anılardın bir demet
Unutulmayanlar (selim gül soy)
Ali Paşa ağıdı
Kimler geldi kimler geçti
Cengiz Alper anlatıyor
Eski Van’da çocukluk günleri
Eski Van’da 2 Nisan bayramları
Çocukluk arkadaşım Mustafa Sönmez
Vanlıyam şanlıyam
Çökertmeden çıktım da Halilim
Kinyas Kartal
Yayla suyu yan akar, ayağında kundura ve Mahmut bey ağıdı
O eski Van unutulmaz
Kaç kişi kaldık
Eski Van’da misafirlik
Onları unutmadık
Unutulmayanlar… Tayyar Dabbağoğlu
O Eski Van'da
Bir zamanlar yıldız sineması vardı
Eski çamlar bardak oldu
Şemsettin Özdemir ve maziden esintiler
Tevfik Demiroğlu anlatıyor
BİR ZAMANLAR ŞEHİR SİNEMASI
UNUTULMAYANLAR… - ENVER DİLAVER
Çay içen Fato nene
Musikişinas dostlarıma...
İlyas Kitapçı...
BİZLERİ UNUTMA GAZATACI BEG... BİZLERİ UNUTMA...'
ERNİS KÖY ENSTİTÜSÜ
BİR HAYALİ HASAN YAVAŞ VARDI
KAÇ KİŞİ KALDIK
FERİT MELEN ANLATIYOR
GİTMEYİN BE VANLILAR…
Öne Çıkanlar
escort bayan istanbul escort
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Alıntı Yazarlar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Medipol Başakşehir
34
0
2
4
10
16
2
Galatasaray
26
0
4
5
7
16
3
Kasımpaşa
26
0
6
2
8
16
4
Antalyaspor
26
0
5
2
8
15
5
Trabzonspor
25
0
4
4
7
15
6
Yeni Malatyaspor
25
0
4
4
7
15
7
Beşiktaş
25
0
4
4
7
15
8
Atiker Konyaspor
24
0
4
6
6
16
9
Sivasspor
24
0
4
6
6
16
10
MKE Ankaragücü
20
0
8
2
6
16
11
Bursaspor
20
0
4
8
4
16
12
Göztepe
19
0
9
1
6
16
13
Alanyaspor
17
0
9
2
5
16
14
Akhisarspor
16
0
7
4
4
15
15
Kayserispor
15
0
8
3
4
15
16
BB Erzurumspor
14
0
7
5
3
15
17
Fenerbahçe
14
0
7
5
3
15
18
Çaykur Rizespor
12
0
6
9
1
16
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı
İstanbul escort