Yazı Detayı
16 Temmuz 2017 - Pazar 12:56
 
BEKÇİ BAKIR
Ümit Kayaçelebi
 
 

         Bakır Yurtsever, namı diğer “Bekçi Bakır”, kendine has üslûbu, güzel ve gür sesi ile şöhreti Urfa sınırlarını aşmış, yörenin en iyi mevlit, gazel ve hoyrat okuyucularındandır. Bu özelliklerinin yanı sıra bestekâr olup Urfa halk müziğinin kaynak kişisi olarak da bilinmektedir.

          1908 yılında Urfa’nın Yusuf Paşa Mahallesi’nde 205 no'lu hanede doğmuştur. Babası Çolakoğulları’ndan Halil, annesi ise Kısmetler ailesinden Hanım’dır. Bakır Yurtsever 6 yaşında babasını kaybetmiş, daha sonraki yıllarda annesi İsrafil isminde biri ile evlenmiştir. 18 yaşına kadar üvey babasının yanında kalan Bakır Yurtsever, bir süre de üvey babasının Koyun Pazarı’ndaki bakkal dükkânında çalışmıştır. Daha sonra Emniyet Müdürlüğü’nde “bekçilik” yapmaya başlamıştır. Bekçilik görevini 1932 senesinde asker oluncaya kadar devam ettirmiştir. Bu meslekten dolayı “Bekçi Bakır” lakabıyla tanınmıştır.

          Askerliğini Siirt’te Birinci Piyade Alayı’nın 9. Bölüğü’nde yapmıştır. 1934’ün Nisan ayında teskere alıp geldikten sonra bekçilik görevine Urfa Emniyet Müdürlüğü bünyesinde 10 sene devam etmiştir. Sonra Gaziantep’e gitmiş ve orada da sekiz sene bekçilik yapmıştır. Daha sonra tekrar Urfa’ya dönmüş ve 1940 senesinde gardiyan olmuştur. Dört sene de gardiyanlık yaparak, Belediye Başkanı Ömer Alay zamanında, belediyeye geçmiştir. İki sene de belediye zabıta memuru olarak çalıştıktan sonra, İl YSE Müdürlüğü bünyesine geçmiş ve orada da yedi sene bekçilik yaptıktan sonra, yaş haddinden 1975 yılı mart ayında emekli olmuştur.

          Yaşadığı şehri ve yurdunu çok sevdiğinden, soyadı kanunu çıktığında ısrarla “Yurtsever” soyadını seçmiştir. Bakır Yurtsever, Rukiye hanımla evli olup altısı kız, dördü erkek on çocuk babasıdır. Çocuklarının isimleri ise Halil, Zeki, Ulviye, İsmet, Zekiye, Osman, Nimet, Hikmet, Yeter ve Mehmet Ramazan’dır. Dostları ve yakınları Bekçi Bakır’ın zeki ve çok çalışkan; esprili, hoşgörülü, mütevazı, yardımsever ve duygusal biri olduğunu söylemektedirler. Bekçi Bakır okumaya çok hevesli olmasına rağmen okula gidememiş, bu nedenle çocuklarının okuması için çok gayret sarf etmiştir. Bekçi Bakır, ilkokulu dışarıdan bitirmiş olmasına rağmen Arapça, Farsça ve Kürtçe’yi çok iyi bilirdi. Urfa müziğinin bu günlere gelmesinde büyük katkıları olan Bakır Yurtsever 09.06.1985 tarihinde vefat etmiştir. Şanlıurfa’da, Bediüzzaman Aile Mezarlığı’na defnedilmiştir.

          MÜZİK HAYATI

          Bakır Yurtsever, müziğe küçük yaşlarda başlamıştır. Ustası Pehel’in oğlu, Pazar Camii müezzini Ahmet Hafız’dır. Ustası iki gözden âmâ olup musikiye vakıf ve her türlü makamı bilen biridir. Bakır Yurtsever Kuran-ı Kerim’i ve bütün makamları bu ustasından öğrenmiştir. Urfa’nın meşhur gazelhan ve mevlithanı Hacı Nuri Hafız’dan mevlit okumasını öğrenmiş ve onunla birlikte sekiz sene mevlitlere gitmiştir. Mevlitlerde Hacı Nuri Hafız’ın zâkirliğini yapmıştır. Daha sonra ustasının müsaadesi ile mevlit okumaya başlamış ve 30 sene kadar da mevlithanlık yapmıştır. Urfa’da kışın sıra gecelerine, yazın bağ ve bahçelere, bahar aylarında ise dağ yatısı’na gidilir. Bu yerlerde ustalardan oluşan musiki meclislerinde saatler süren fasıllar geçilir. Bakır Yurtsever de bu musiki meclislerine sık sık katılmıştır. Zamanın meşhur ustaları Damburacı Derviş, Mukım Tahir, Kel Hamza, Karaköprülü İsmail, Tenekeci Mahmut, Marangoz Halil, Muallim Cevdet Bey gibi usta sanatkârlarla meşk etmiştir. Bekçi Bakır, müziğe vakıf biri olup makam ve usule riayet etmeyenlere çok kızardı. Ezan okurken makamı beceremeyen bir müezzin duysa gider, onu uygun bir şekilde uyarıp örnek verirdi. Bazen ezan okuduğunda birçok insanın duygulanarak ağladığı anlatılmaktadır. Cuma günleri gittiği camide ezandan önce sela okurdu. Dini yönden de kendisini son derece yetiştirmiş olan Bakır Yurtsever, hafızdı. Kuran-ı Kerim’i çok güzel okur ve Türkçe açıklamasını yapardı. Halk müziği, sanat müziği ve tasavvuf müziğini de ileri düzeyde bilirdi. Mani, hoyrat, gazel, türkü, şarkı ve ilahi repertuarı çok genişti. Çok güzel def çalar, tarağa sigara kağıdı takarak “mey” sesi çıkarır, okuyuculara eşlik ederdi. Sesini çok iyi kullanabilirdi, taklit yeteneği vardı, hayvan seslerini ve tanınmış kişilerin seslerini çok iyi taklit edebilirdi. Urfa ve yurdun birçok yerinde konser programlarına davet edilirdi. Her yıl 11 Nisan’da Urfa kurtuluşu ile ilgili düzenlenen TRT’nin Radyo programlarına ve Halkevi konserlerine katılırdı. Bekçi Bakır, Ankara Radyo Evi’nde Muzaffer Sarısözen’in hazırladığı “ Yurttan Sesler” programı ile Diyarbakır Radyosu’nca hazırlanan programlara katılmıştır. Muzaffer Sarısözen, kaynak kişi olarak Bakır Yurtsever’den Urfa türkülerini derlemiş ve TRT Türk Halk Müziği arşivine kazandırmıştır.

          1976 yılında da Milli Folklor Araştırma Dairesi (MİFAD)’nin Yaşar Doruk başkanlığında Şanlıurfa’da yaptığı derleme çalışmalarında Bekçi Bakır’dan kaynak kişi olarak derlemeler yapılmıştır. Bu derlemelerin bir kısmı daha sonra “Urfa’dan Derlenmiş Türküler ve Oyun Havaları” adlı kitapta yayımlanmıştır. Bekçi Bakır’ın, plak kayıtlarının yanısıra birçok mahalli kasete de ses kayıtları yapılmıştır. Özellikle Abdullah Uyanık tarafından Galeri Müzik Bant Stüdyosu’nda kaydedilen üç kaseti sevenleri tarafından zevkle dinlenmektedir. En büyük oğlu Halil Yurtsever’in de sesi güzel olup “Fırat köprüsünden” ile “Öt bülbül yar dağıdır” parçalarını 1970 yılında Yakışan Plak’a okumuştur. Bekçi Bakır’ın, sesinin güzelliği kadar, volümü de yüksek ve tizdir. Bu nedenle konserlerde mikrofon kullanmamıştır. İstanbul’da plak’a doldururken, sesinin kuvvetinden mikrofonun bozulduğu söylenir. (Bu nedenle okurken mikrofona doğru değil, yüzünü ters tarafa döndürüp okuturlarmış).

          Araştırmacı Halil Binbaşıoğlu, Bekçi Bakır’ın sesinin yüksekliği ile ilgili dinlediği bir anekdotu şöyle anlatıyor; “Muzaffer Sarısözen, konser vermek üzere gelen Bekçi Bakır ve ekibini dinlerken Bekçi Bakır’ın sesinin yüksekliği dikkatini çekiyor. Ona “Sen ekipten 5-6 metre arkada dur, sesin diğerlerini bastırıyor. Senin sesinden iyi bir tren düdüğü olur, ben hayatımda böyle yüksek bir ses duymadım” demiş. Hoyrat okuma tavrı ve gırtlak nağmeleri “nevi şahsına münhasır”dır. Okuma tavrı yönünden birçok sanatçıyı etkilemiştir. İzzet Altınmeşe, Selahattin Alpay, Kubilay Dökmetaş gibi birçok halk müziği sanatçısı uzun havaları, onun tavrında okumaktadırlar. Hayatı boyunca yörenin bütün sanatçılarına gerek eser, gerek bilgi yönünden her türlü desteği vermiştir. Urfa’ya gelen sanatçılar kendisini evinde ziyaret eder, yeni parçalar alır, sesini dinlerdi. Selahattin Alpay, İzzet Altınmeşe, daha önceleri Nurettin Dadaloğlu, Ramazan Şenses, Nuri Sesigüzel, Saniye Can bunlardan bir kaçıdır. Kendisinin derlediği birçok parçayı değişik sanatçılar çeşitli dönemlerde plak veya kasetlerinde okumuşlardır. Mahmut Tuncer, Müslüm Gürses, İbrahim Tatlıses, Selahattin Alpay, İzzet Altınmeşe, Mahsun Kırmızıgül, Nuri Sesigüzel bunlardan ilk akla gelenlerdir.

          Bekçi Bakır ustasına hizmet etmeyenlere, eserlerin sözlerini doğru okumayanlara çok kızardı. 1980 yılında Abuzer Akbıyık’ın kendisi ile yaptığı derleme çalışmasında “Şu anda hoyrat okuyanların birçoğu hoyrat okumasının bilmiyor, makamı bilmiyor, bilene de sormuyor, eline mikrofonu alan sahneye fırlıyor” diyerek, bazı okuyuculara kızgınlığını dile getirmiştir. Hafızası kuvvetli olduğundan yüzlerce hoyrat sözünü arka arkaya okuyabilen biridir. Yine aynı sohbette “Ben bu yaşımda okuyanlarla yarışa hazırım. Abide’den çıkalım Aynzeliha’ya kadar her adımda bir hoyrat okuyalım, kendine güvenen varsa çıksın” demiştir. Bekçi Bakır’ın plakları ve konserleriyle ünü bütün yurt çapında yayılmıştır. Hemen hemen Türkiye’ nin birçok yerini gezerek, o yörenin sanatçılarıyla bir araya gelerek müzik bilgisini ve repertuarını alabildiğince zenginleştirmiştir. Malatya, Elazığ, Diyarbakır, Gaziantep sık sık davetli olarak gittiği yerlerdir. Diyarbakırlı Celal Güzelses’le birçok müzik meclisinde bulunmuştur.

          Buradan bir atlı geçti” uzun havasının hikayesi:

          Bakır Yurtseveri yurt çapında üne kavuşturan eserlerden biri “Buradan bir atlı geçti” adlı uzun havadır. Söz ve müziği kendisine ait olan bu eser; çok sevdiği kızının ölümü ve ardından hanımının hastalığı ile dert üstüne dert eklenen bir babanın çaresizliğinin öyküsüdür. II. Dünya savaşı yılları, halk büyük sıkıntılar yaşamaktadır. Moral bozukluğu had safhadadır. Bu sıkıntılar yetmezmiş gibi Bekçi Bakır’ın çok sevdiği ikinci çocuğu çok hastadır. 8 yaşındaki kız çocuğu ateşli bir hastalığa yakalanmış, gün geçtikçe kötüleşmektedir. Biricik yavrusu gözleri önünde gün be gün erimektedir. Baba ise çaresizdir. Günün şartlarında yapılan tedaviler sonuç vermez ve biricik kızı vefat eder. Zaten duygusal ve içe dönük bir yapısı vardır Bekçi Bakır’ın. Kızının ölümüne çok üzülür, sonsuz kederlenir. Bu yetmezmiş gibi hanımı da hastalanır. Artık iç dünyası gittikçe kararmıştır. Ne yapacağını bilemez. Saatlerce kahvehanede oturup düşüncelere dalmaktadır. Yine böyle bir günde, kahvenin önünde oturmuş, dalgın dalgın çayını yudumlamaktadır. O sırada yoldan bir atlı geçer. Atın üzerindeki adam çok mahzun biridir. Üstü başı çok perişandır. Kahvede oturmakta olan Bekçi Bakır’ı görünce daha da mahzunlaşır, boynunu büküp gider. Sanki o da anlamıştır Bekçi Bakır’ın içindeki derdini. Zaten çok üzgün olan Bekçi Bakır, bu birkaç dakikalık olaydan çok etkilenir. Ağzından, “ Buradan bir atlı geçti / yarama baktı geçti” uzun havasının sözleri dökülür. Bakır Yurtsever, daha sonra bu eserini plağa okur. Çok sevilen bu eser, o günden bu güne söylenmektedir. Bekçi Bakır’ın vasiyeti üzerine, bu uzun havanın ikinci dörtlüğü mezar taşına yazılmıştır.

Buradan bir atlı geçti 
Yarama baktı geçti 
Tabip yaramı elleme 
Yaramın vakti geçti

Kurbanam her gelene 
Zülfünden ter gelene 
Mezarımı yüce yapın 
Yavrularım gele gölgelene..

 
Etiketler: BEKÇİ, BAKIR,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Naim Hoca
GEMİLERDE TALİM VAR
Biz anneden böyle gördük
Vanlıyam şanlıyam
Karınca ezmez şevki
Topkapı sarayı cinayetleri
Fıkraya tahammülü olmayan adam
İmparator Fatih Terim
Çanakkale’de şehit olan bir Mehmetçiğin son mektubu
Bir adam, bir mektup...
Kıbrıs Fatihi
Aşk rubaileri
Âşıktı delikanlı
ALİ HAYDAR BEY VE CEVDET BEY
ADNAN SÜVARİ’NİN GÖZTEPE’Sİ
YAŞ DESTANI'NIN ÖYKÜSÜ
Van’da köy düğünleri
Mustafa Efendi
TOPRAĞIN SESİ
TAYYAR DABBAĞOĞLU
ŞEMSETTİN ÖZDEMİR VE MAZİDEN ESİNTİLER
Van'da sinemalı yıllar
ESKİ DOSTLAR
SEYYİD AHMET ARVASİ
Selim Gülsoy
Ölüm Gelenekleri
Nerede kaldı o eski kötü adamlar
Ne ğoş gonuşi bu Vanlilar
O eski Vanlılar
İSMAİL PERİHANOĞLU
Vanda hıdrellez
HA BU DİYAR
KAÇ KİŞİ KALDIK (8)
Kimler geldi kimler geçti
GAYNANAYI ŞİKÂYET
Eski Van’da sünnet merasimi
ESKİ VANDA RAMAZAN ve KURBAN BAYRAMLARI
ESKİ VANDA KOMŞULUK
ESKİ VANDA KOMŞULUK
ESKİ VANDA HALK İNANIŞLARI
Eski Van’da çocuk oyunları
Anılardan bir demet
Ermeni mezalimi hafızalarda
Unutulmayanlar: Enver Dilaver
EDREMİTLİ FATO NENE
DEVR-İ SİYASET
ÇÖKERTMEDEN ÇIKTIM DA HALİLİM
ÇOCUKLUK GÜNLERİ
Van Yemekleri
Biz kaç kişi kaldık?
BEYBABA
Alıştım Sana
64 YILDA NELER OLMUŞ NELER…
BİR ZAMAN (1)
Molla Hamit Ekinci (Hamit Hoca)
Yaşar Kemal
Vankulu Lügati
Ada sahillerinde bekliyorum - I
Süreyya (Sürgünde ölen prenses)
Abdurrahman Somdani’nin öyküsü
Çöpçülerin suçu yok
Kesik Çayır Biçilir Mi?
Haydi Sinemaya
Hayali Hasan Yavaş’ı yarenlikte astılar
Güvercin Uçuverdi
BİRAZ DA GÜLÜMSEYELİM
Gülfem Hatunun ölümü...
Güldüren adamın ağlatan sonu
Guantanamo gardiyanı Müslüman oldu
FUTBOLUN EFENDİSİ
Fil Hadisesi
FAHRETTİN PAŞA - MEDİNE MÜDAFİİ
Sahnedeki Erol Büyükburç
DEĞİRMENBAŞI VE HIDRELLEZ
Cellât, Menderes'e 'o ayakkabılar benim olacak' dedi
Cehennemden kurtuldu
Şöhretten Sefalete Düşen Yıldız
BU MİLLETE UŞAKLIĞI ÖĞRETEMEDİM
Bu Millet O Kadar Zengin Değil
Bodrum Hakimi
BİRAZ EMEK SİNEMASINDAN BAHSETMEK İSTİYORUM
Bir zamanlar EOKA
Şahbağı Efsanesi
Atakan Çelik gönüllerde
Ercişli Emrah ile Selvi Han Hikayesi
Bir zamanlar yeni Van sineması
Bermuda Şeytan Üçgeninin Sırrı
Bir adam, bir mektup...
BEYAZ KELEBEKLER
Bermuda Şeytan Üçgeni
Berlin panteri Turgay Şeren
BEDİR TÜRKÜSÜ'NÜN HİKAYESİ
Bayan Bacak: Serpil Örümcer
BABA ERENLERDEN…
KAÇ KİŞİ KALDIK (18)
Ayşe Tatile Çıksın
Aşk Rubaileri - Mevlana
Kaç kişi kaldık -17
Aşıktı delikanlı
Aşık Beyhani
Aşan Bilir Karlı Dağın Ardını
İslam'da Ashab-ı Kehf
Arzu İle Kamber Hikâyesi
KAÇ KİŞİ KALDIK (15)
VAN MANİLERİ
MEHMED EFENDİ, VANÎ
Vanlı Köçek Rıza
KAÇ KİŞİ KALDIK (14)
Türkçenin İlk Matbu Eseri: VANKULU LÜGATİ
Kaç kiş kaldık (13)
GELİN KAYNANA ATIŞMASI
KAÇ KİŞİ KALDIK (12)
Eski Van'da komşuluk
ALİ HAYDAR BEY VE CEVDET BEY (ESKİ VAN VALİLERİ)
64 YILDA NELER OLMUŞ NELER…
KAÇ KİŞİ KALDIK (11)
Eski van’da sünnet merasimi
ESKİ VANDA ASKERE GÖNDERME
KAÇ KİŞİ KALDIK (10)
ESKİ VAN'DA ÖLÜM GELENEKLERİ
Adnan süvari ve Göztepe
KAÇ KİŞİ KALDIK (8)
ESKİ VANDA RAMAZAN ve KURBAN BAYRAMLARI
KAÇ KİŞİ KALDIK (7)
Altuna'nın kaderi
AN GELİR ATİLLA İLHAN ÖLÜR
Eski Van’da çocuklara ad koyma
Alamut kalesi
Van’da halk inanışları
Kaç kişi kaldık (3)
Ahlat efsaneleri
7 kişi ile 7-0 kazanılan maç
365 Yıllık yaş destanının öyküsü
Eski dostlar
Unutulmayanlar...Servet Mehterbaşıoğlu
Van Nostaljisi
Van için bir şarkı bestele
Eski Vanı özledim
Eski Banka sokağı
Eski çamlar bardak odu
Anılardaki Yeşilçam
Molla Hamit Ekinci (Hamit hoca)
Babadan gördük
Yaş destanı ve hacı Efdal
Ordunun dereleri
Unutulmayanlar...Servet Mehterbaşıoğlu
Çocukluk arkadaşım Mustafa Sönmez
Çökertmeden çıktımda Halilim
Eski çamlar bardak oldu
Van yemekleri
Sofu baba
Anılardın bir demet
Unutulmayanlar (selim gül soy)
Ali Paşa ağıdı
Kimler geldi kimler geçti
Cengiz Alper anlatıyor
Eski Van’da çocukluk günleri
Eski Van’da 2 Nisan bayramları
Çocukluk arkadaşım Mustafa Sönmez
Vanlıyam şanlıyam
Çökertmeden çıktım da Halilim
Kinyas Kartal
Yayla suyu yan akar, ayağında kundura ve Mahmut bey ağıdı
O eski Van unutulmaz
Kaç kişi kaldık
Eski Van’da misafirlik
Onları unutmadık
Unutulmayanlar… Tayyar Dabbağoğlu
O Eski Van'da
Bir zamanlar yıldız sineması vardı
Eski çamlar bardak oldu
Şemsettin Özdemir ve maziden esintiler
Tevfik Demiroğlu anlatıyor
BİR ZAMANLAR ŞEHİR SİNEMASI
UNUTULMAYANLAR… - ENVER DİLAVER
Çay içen Fato nene
Musikişinas dostlarıma...
İlyas Kitapçı...
BİZLERİ UNUTMA GAZATACI BEG... BİZLERİ UNUTMA...'
ERNİS KÖY ENSTİTÜSÜ
BİR HAYALİ HASAN YAVAŞ VARDI
KAÇ KİŞİ KALDIK
FERİT MELEN ANLATIYOR
GİTMEYİN BE VANLILAR…
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Alıntı Yazarlar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
75
0
7
3
24
34
2
Fenerbahçe
72
0
4
9
21
34
3
Medipol Başakşehir
72
0
6
6
22
34
4
Beşiktaş
71
0
5
8
21
34
5
Trabzonspor
55
0
9
10
15
34
6
Göztepe
49
0
11
10
13
34
7
Demir Grup Sivasspor
49
0
13
7
14
34
8
Kasımpaşa
46
0
14
7
13
34
9
Kayserispor
44
0
14
8
12
34
10
Evkur Yeni Malatyaspor
43
0
13
10
11
34
11
Teleset Mob. Akhisarspor
42
0
14
9
11
34
12
Aytemiz Alanyaspor
40
0
16
7
11
34
13
Bursaspor
39
0
17
6
11
34
14
Antalyaspor
38
0
16
8
10
34
15
Atiker Konyaspor
36
0
16
9
9
34
16
Osmanlıspor FK
33
0
17
9
8
34
17
Gençlerbirliği
33
0
17
9
8
34
18
Kardemir Karabükspor
12
0
28
3
3
34
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı
istanbul escort