Yazı Detayı
08 Ağustos 2017 - Salı 09:37
 
Ercişli Emrah ile Selvi Han Hikayesi
Ümit Kayaçelebi
 
 

Ercişli Emrah ile Selvi Han hikayesi Türkiye'de, Azerbaycan'da, Türkmenistan'da ve Balkanlarda bilinmektedir.
Araştırmacıların çoğunluğunun görüşüne göre hikayenin doğduğu yer ülkemizin Doğu Anadolu Bölgesidir. Hikaye hem sözlü, hem de yazılı kaynaklarda yer alır.
Ercişli Emrah ve Selvi Han 17. yüzyılda Doğu Anadolu Bölgesinde yaşamışlardır.

Ercişli Emrah ile Selvi Han hikayesinin özeti:
Isfahan Şahı Şah Abbas'ın himaye ettiği kırk aşık bulunmaktadır. Bu aşıklar bir gün Şah'tan izin alarak Kara Vezir'in ülkesi olan Gence'ye giderler. Burada Kara Vezir'e misafir olurlar, ondan atışma yapmak için rakip isterler.
Ancak yarışmaya kimse gelmez. Kara Vezir bunun üzerine sazı sözü güçlü bir aşık olan Aşık Ahmet'i davet eder. Aşık Ahmet davete icabet edip Gence Sarayına gider. Ancak Şah Abbas'ın aşıklarının gücünü görünce atışmayı kazanamayacağını anlar ve daha önce gördüğü rüyanın da işaretiyle eşini ve altı yaşındaki oğlu Emrah'ı da yanına alarak Erciş'e göç eder.
     Aşık Ahmet Erciş'te köyün dışına yerleşir. Burada Erciş'in zenginlerinden Miroğlu Ahmet Bey'in aşıklar meclisine katılır ve kırk altın kazanır. Miroğlu, Aşık Ahmet'in ustalığını beğenir, ona bir ev verir, bunun karşılığında da kendisini eğlendirmesini ve hizmetinde bulunmasını ister. Aşık Ahmet artık maddi sıkıntılardan kurtulmuştur. Bu arada on dört yaşına gelen Emrah babasının Cuma akşamları nereye gittiğini annesinden öğrenerek bir gün meclise katılır.
Babası kızarsa da Miroğlu çocuğa da bir saz verilmesini, baba oğulun çalıp söylemesini ister. Ancak aşıklıktan ve saz çalmaktan anlamayan Emrah sazın bütün tellerini kırar.
Babası da herkesin içinde Emrah'ı döver.
     Bu dayağı içine sindiremeyen Emrah meclisi terk edip köyün dışındaki çeşmeye gider, yüzündeki kanı temizler, abdest alıp namaz kılar ve kendisine aşıklık verilmesi için Allah'a dua eder. Duası kabul olur ve Hazret-i Pir yanına gelip ona üç bade sunar.
Bunlardan ilki Allah'ın aşkına, ikincisi üçler, beşler, yediler ve kırklar aşkına, üçüncüsü de Miroğlu Ahmet Bey'in kızı Selvi Han aşkınadır. Hazret-i Pir daha sonra Emrah'a Selvi'nin suretini gösterir.
Emrah Selvi'yi görür görmez bayılır. Aynı zamanda Selvi Han'a da bade içiren Pir, Emrah'ın suretini de ona gösterir. Selvi, Emrah'ın suretini görünce bayılır.
     Emrah eve dönmeyince yakınları onu aramaya koyulurlar ve çeşme başında baygın bulurlar. Bütün uğraşlarına rağmen onu uyandıramazlar.
Babası onun derdinin aşıklık olduğunu anlar ve sazının tellerine dokunur. Emrah hemen ayılır ve başından geçenleri babasına anlatır. Sonra da babasına atışma teklif eder. Ancak babası ona güç yetiremez ve oğlunun üstünlüğünü kabul eder.
Bu olayı duyan Miroğlu Ahmet Bey, babasının da onayıyla Emrah'ı kendisine evlatlık alır.
     Bu arada Selvi Han'ın rahatsızlığı çok geçmeden halk arasında yayılır. Köyün imamı kızın durumunu görünce babasına "Ağam korkmanıza gerek yok, kızınız sevdalanmış. Vakti gelince rahatsızlığı geçer." diyerek Miroğlu'nu teselli eder.
 Selvi Han kendine gelince derdinden kimseye bahsetmez. Tek bir dert ortağı vardır ki o da arkadaşı Nazlı'dır. Nazlı bir gün aşıkları gizlice buluşturur.
     Isfahan'da ise kuşatma hazırlıkları başlamıştır. Şahoğu Şah Abbas bir iddia yüzünden Van Kalesi'ni zaptetmek üzere ordusunu hareket ettirir.
Van'a gelerek kaleyi kuşatır. Kuşatma yaptığı yere bağ diktirerek burasının adını "Şahlar Bağı" koyar. Uzun süren kuşatmaya rağmen kaleyi bir türlü fethedemeyen Şah, bir süre sonra artık pes eder ve kuşatmayı kaldırır, ordusunu geri döndürür.
Ordu Isfahan'a geri dönerken Erciş'e uğrar. Burada Şah'ın ordusundan iki asker, Miroğlu Ahmet Bey'in evinin bahçesine girer, Selvi ile Nazlı'yı kaçırır.
 Ancak olanlardan haberdar olan Şah Abbas, o iki askeri cezalandırır ve kızları yanına alır. Ardından hem kızları, hem de hizmetini çok beğendiği Sahat Çukuru (Iğdır) yöneticisi Yakup Han'ı yanına alarak Isfahan'a döner.
            Yazının devamı
     Isfahan'a vardıklarında Şah Abbas veziri yaptığı Yakup Han'a Selvi ile evlenme niyetini bildirir. Yakup Han kıza haber gönderir.
Ancak Selvi Han zaman kazanmak için bir şart koşar. Bu şarta göre Şah Abbas Selvi Han için bir bağ diktirecek, adını "Selvi Han Bağları" koyacak, bağ üzümünü vermeden de düğün kurulmayacaktır. Ancak Şah sabırlıdır.
     Emrah, Selvi Han'ın kaçırılmasına çok üzülür. Anne-babasıyla helalleşip onu aramak üzere yollara düşer. Sahat Çukuru'na uğrar. Orada Yakup Han'ın annesiyle karşılaşır. Yakup Han'ın annesi Emrah'a yardım etmesi için oğluna bir mektup gönderir.
Emrah yıllarca  Selvi Han'ın izini sürer. Nihayet Isfahan'a ulaşır. Bu arada "Selvi Han Bağları" üzümünü vermiş, Isfahan'da Şah ile Selvi'nin kırk gün kırk gece sürecek düğünleri başlamıştır. Emrah düğün gecelerinden birinde aşıkların meclisine katılır, burada ödüller kazanır. Sonra Yakup Han ile görüşür, annesinin mektubunu ona verir. O da Emrah'a yardım edeceğine dair söz verip Emrah'ı Şahoğlu Şah Abbas'ın huzuruna çıkarır.
Şah'ın huzurunda Selvi'nin resmini gören Emrah, onun için şiirler söyler, Selvi Han'ı sevdiğini ima eder. Şah Abbas, Emrah ile Selvi'nin birbirlerini sevdiklerini ve Emrah'ın badeli aşık olduğunu anlar. Ancak onları evlendirmek için engeller çıkarır.
Emrah bu engelleri geçer. Şah Abbas en sonunda evlenmelerine razı olur. Ancak bazı vezirlerinin "Eğer bu, gerçekten badeli bir Hak aşığı ise verilecek zehri de içmelidir" diye şart koşmaları üzerine son bir sınava tabi tutulur. Emrah, zehiri Selvi Han'ın vermesi karşılığında bu teklifi kabul eder. Selvi Han tam zehri Emrah'a sunacakken Hazret-i Pir kimseye görünmeden gelir, parmağını zehire sokar ve gider. Zehri içen Emrah'a bir şey olmayınca artık herkes onun badeli bir aşık olduğuna inanır. Şahoğlu Emrah'a bir ömür yetecek servet bahşederek onları Yakup Han ile birlikte Erciş'e yolcu eder. Hüseyin Araslı
     Erciş'e vardıklarında Miroğlu Ahmet Bey ile hanımı ölmüştür. Selvi'nin kardeşleri ise bu evliliğe razı olmazlar.
Emrah, Selvi Han ve kendisi için köşk inşa etmekle uğraşırken kardeşleri Selvi'yi yanlarına alarak Gence'ye kaçarlar. Yakup Han ise Isfahan'a döner. Şah Abbas'a, aşıkları evlendirdim deyip yalan söyler.
Selvi Han'ın kardeşleri, onu Gence'de Kara Vezir'in oğlu ile evlendirmek isterler. Selvi Han yine zaman kazanmak için bir şart koşar. Buna göre çeyizinde yer alacak halıyı kendisi dokuyacak, bu halının dokunması da yedi yıl sürecektir. Aksi takdirde intihar edeceğini söyler.
     Emrah ve babası ise Selvi Han'ı aramak için yollara düşerler. Önce Erzurum'a, oradan Halep'e ve nihayet Gence'ye ulaşırlar. Gence'de uzun arayışlardan sonra bir evin bahçesinde Selvi Han'ın suretini görürler.
 Selvi Han'ın sırdaşı Nazlı, bahçedeki iki kişiyi görüp tanır ve onları içeriye alır. Emrah'ı, saçı sakalı birbirine karışmış bir şekilde gören Selvi Han çok üzülür.
Bu arada nişanlısını görmek için yanına giden Kara Vezir'in oğlu, Emrah'ı orada görünce babasına haber verir. Kara Vezir Emrah'ı öldürmeye karar verir. Emrah'a son arzusu sorulunca o da başından geçenleri bir bir anlatır, Şah Abbası'ın kendileri için ferman verdiğini söyler. Kara Vezir anlatılanlara inanır fakat durumun Şah Abbas'tan sorulması için Isfahan'a elçi gönderir. Ancak elçiye sahte bir yazıyla geri dönmesini söyler. Nazlı da Kara Vezir'in bir hainlik yapacağını anlar ve onun elçisinin ardından Emrah'ın babası Aşık Ahmet'i de Isfahan'a gönderir.
     Kara Vezir'in elçisi on sekiz gün sonra, elinde sahte yazıyla geri döner. Kağıtta, Şah Abbas'ın Emrah'ı ve Selvi'yi tanımadığı, böyle bir ferman vermediği yazmaktadır. Bunun üzerine Kara Vezir Emrah'ı zindana attırır.
     Isfahan'a ulaşan Aşık Ahmet ise Şah Abbas ile görüşüp olan biteni anlatır. Bu durumda Yakup Han'ın yalanı da ortaya çıkar. Şah Abbas, bu işi çözmesi için Yakup Han'ı emrindeki askerlerle birlikte derhal Gence'ye gönderir. Aksi halde Sahat Çukuru'nu dümdüz edeceğini söyler.
Yakup Han Gence'ye ulaştığına önce Kanlı Dere'ye gider. Burada cellatların öldürmek üzere olduğu Emrah'ı kurtarır. Sonra da elçiyi sorgular. O da bu işi Kara Vezir'in yaptığını söyler. Kara Vezir'i de öldüren Yakup Han Şah Abbas'a haber gönderir. Şah Abbas'ın talimatıyla Emrah ve Selvi Han'ın düğünleri yapılır. Böylece aşıklar birbirlerine kavuşurlar.   
                        KAYNAK: Hüseyin Araslı

 
Etiketler: Ercişli, Emrah, ile, Selvi, Han, Hikayesi,
Yorumlar
Diğer Yazılar
365 Yıllık yaş destanının öyküsü
Artık israfın önüne geçilmeli
Eski Van’da Ramazan ve Kurban Bayramları
Naim Hoca
GEMİLERDE TALİM VAR
Biz anneden böyle gördük
Vanlıyam şanlıyam
Karınca ezmez şevki
Topkapı sarayı cinayetleri
Fıkraya tahammülü olmayan adam
İmparator Fatih Terim
Çanakkale’de şehit olan bir Mehmetçiğin son mektubu
Bir adam, bir mektup...
Kıbrıs Fatihi
Aşk rubaileri
Âşıktı delikanlı
ALİ HAYDAR BEY VE CEVDET BEY
ADNAN SÜVARİ’NİN GÖZTEPE’Sİ
YAŞ DESTANI'NIN ÖYKÜSÜ
Van’da köy düğünleri
Mustafa Efendi
TOPRAĞIN SESİ
TAYYAR DABBAĞOĞLU
ŞEMSETTİN ÖZDEMİR VE MAZİDEN ESİNTİLER
Van'da sinemalı yıllar
ESKİ DOSTLAR
SEYYİD AHMET ARVASİ
Selim Gülsoy
Ölüm Gelenekleri
Nerede kaldı o eski kötü adamlar
Ne ğoş gonuşi bu Vanlilar
O eski Vanlılar
İSMAİL PERİHANOĞLU
Vanda hıdrellez
HA BU DİYAR
KAÇ KİŞİ KALDIK (8)
Kimler geldi kimler geçti
GAYNANAYI ŞİKÂYET
Eski Van’da sünnet merasimi
ESKİ VANDA RAMAZAN ve KURBAN BAYRAMLARI
ESKİ VANDA KOMŞULUK
ESKİ VANDA KOMŞULUK
ESKİ VANDA HALK İNANIŞLARI
Eski Van’da çocuk oyunları
Anılardan bir demet
Ermeni mezalimi hafızalarda
Unutulmayanlar: Enver Dilaver
EDREMİTLİ FATO NENE
DEVR-İ SİYASET
ÇÖKERTMEDEN ÇIKTIM DA HALİLİM
ÇOCUKLUK GÜNLERİ
Van Yemekleri
Biz kaç kişi kaldık?
BEYBABA
Alıştım Sana
64 YILDA NELER OLMUŞ NELER…
BİR ZAMAN (1)
Molla Hamit Ekinci (Hamit Hoca)
Yaşar Kemal
Vankulu Lügati
Ada sahillerinde bekliyorum - I
Süreyya (Sürgünde ölen prenses)
Abdurrahman Somdani’nin öyküsü
Çöpçülerin suçu yok
Kesik Çayır Biçilir Mi?
Haydi Sinemaya
Hayali Hasan Yavaş’ı yarenlikte astılar
Güvercin Uçuverdi
BİRAZ DA GÜLÜMSEYELİM
Gülfem Hatunun ölümü...
Güldüren adamın ağlatan sonu
Guantanamo gardiyanı Müslüman oldu
FUTBOLUN EFENDİSİ
Fil Hadisesi
FAHRETTİN PAŞA - MEDİNE MÜDAFİİ
Sahnedeki Erol Büyükburç
DEĞİRMENBAŞI VE HIDRELLEZ
Cellât, Menderes'e 'o ayakkabılar benim olacak' dedi
Cehennemden kurtuldu
Şöhretten Sefalete Düşen Yıldız
BU MİLLETE UŞAKLIĞI ÖĞRETEMEDİM
Bu Millet O Kadar Zengin Değil
Bodrum Hakimi
BİRAZ EMEK SİNEMASINDAN BAHSETMEK İSTİYORUM
Bir zamanlar EOKA
Şahbağı Efsanesi
Atakan Çelik gönüllerde
Bir zamanlar yeni Van sineması
Bermuda Şeytan Üçgeninin Sırrı
Bir adam, bir mektup...
BEYAZ KELEBEKLER
Bermuda Şeytan Üçgeni
Berlin panteri Turgay Şeren
BEDİR TÜRKÜSÜ'NÜN HİKAYESİ
Bayan Bacak: Serpil Örümcer
BEKÇİ BAKIR
BABA ERENLERDEN…
KAÇ KİŞİ KALDIK (18)
Ayşe Tatile Çıksın
Aşk Rubaileri - Mevlana
Kaç kişi kaldık -17
Aşıktı delikanlı
Aşık Beyhani
Aşan Bilir Karlı Dağın Ardını
İslam'da Ashab-ı Kehf
Arzu İle Kamber Hikâyesi
KAÇ KİŞİ KALDIK (15)
VAN MANİLERİ
MEHMED EFENDİ, VANÎ
Vanlı Köçek Rıza
KAÇ KİŞİ KALDIK (14)
Türkçenin İlk Matbu Eseri: VANKULU LÜGATİ
Kaç kiş kaldık (13)
GELİN KAYNANA ATIŞMASI
KAÇ KİŞİ KALDIK (12)
Eski Van'da komşuluk
ALİ HAYDAR BEY VE CEVDET BEY (ESKİ VAN VALİLERİ)
64 YILDA NELER OLMUŞ NELER…
KAÇ KİŞİ KALDIK (11)
Eski van’da sünnet merasimi
ESKİ VANDA ASKERE GÖNDERME
KAÇ KİŞİ KALDIK (10)
ESKİ VAN'DA ÖLÜM GELENEKLERİ
Adnan süvari ve Göztepe
KAÇ KİŞİ KALDIK (8)
ESKİ VANDA RAMAZAN ve KURBAN BAYRAMLARI
KAÇ KİŞİ KALDIK (7)
Altuna'nın kaderi
AN GELİR ATİLLA İLHAN ÖLÜR
Eski Van’da çocuklara ad koyma
Alamut kalesi
Van’da halk inanışları
Kaç kişi kaldık (3)
Ahlat efsaneleri
7 kişi ile 7-0 kazanılan maç
365 Yıllık yaş destanının öyküsü
Eski dostlar
Unutulmayanlar...Servet Mehterbaşıoğlu
Van Nostaljisi
Van için bir şarkı bestele
Eski Vanı özledim
Eski Banka sokağı
Eski çamlar bardak odu
Anılardaki Yeşilçam
Molla Hamit Ekinci (Hamit hoca)
Babadan gördük
Yaş destanı ve hacı Efdal
Ordunun dereleri
Unutulmayanlar...Servet Mehterbaşıoğlu
Çocukluk arkadaşım Mustafa Sönmez
Çökertmeden çıktımda Halilim
Eski çamlar bardak oldu
Van yemekleri
Sofu baba
Anılardın bir demet
Unutulmayanlar (selim gül soy)
Ali Paşa ağıdı
Kimler geldi kimler geçti
Cengiz Alper anlatıyor
Eski Van’da çocukluk günleri
Eski Van’da 2 Nisan bayramları
Çocukluk arkadaşım Mustafa Sönmez
Vanlıyam şanlıyam
Çökertmeden çıktım da Halilim
Kinyas Kartal
Yayla suyu yan akar, ayağında kundura ve Mahmut bey ağıdı
O eski Van unutulmaz
Kaç kişi kaldık
Eski Van’da misafirlik
Onları unutmadık
Unutulmayanlar… Tayyar Dabbağoğlu
O Eski Van'da
Bir zamanlar yıldız sineması vardı
Eski çamlar bardak oldu
Şemsettin Özdemir ve maziden esintiler
Tevfik Demiroğlu anlatıyor
BİR ZAMANLAR ŞEHİR SİNEMASI
UNUTULMAYANLAR… - ENVER DİLAVER
Çay içen Fato nene
Musikişinas dostlarıma...
İlyas Kitapçı...
BİZLERİ UNUTMA GAZATACI BEG... BİZLERİ UNUTMA...'
ERNİS KÖY ENSTİTÜSÜ
BİR HAYALİ HASAN YAVAŞ VARDI
KAÇ KİŞİ KALDIK
FERİT MELEN ANLATIYOR
GİTMEYİN BE VANLILAR…
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Alıntı Yazarlar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı