Yazı Detayı
24 Nisan 2017 - Pazartesi 19:05
 
Eski Van’da çocuklara ad koyma
Ümit Kayaçelebi
 
 

   Van'da çocuk dünyaya geldiği zaman hemen doğar doğmaz isimsiz kalmasın diye hemen o anda asıl ismi bırakılıncaya kadar bir isim bırakılırdı. Buna çoğu yöremizde olduğu gibi bizim yöremizde de  'Göbek Adı' denirdi. 
Bu göbek adını en çok da doğum esnasında orada bunan aile büyüklerinden birisi veya yakınları bırakırdı. Hatta o yıllarda şimdiki gibi hastanede doğum olayı gerçekleşmediği için doğumlar bazen zor ve zahmetli olabiliyordu.
Bu yüzden ebelik işinde yetişmiş daha tecrübeli ebeler evvel emirde eve çağrılırdı. Olmazsa bir başka ebeye yönlendirilirdi. Mesela o yıllarda usta ebeler doğuma gittiklerinde doğumun olmasında risk gördükleri zaman doğum yapacak hastayı hastaneye götürürlerdi hem de başında durarak beklerler ve doğum olduktan sonra gönül rahatlığıyla giderlerdi..
Onun için o yıllarda ebelere saygı ziyadesiyle fazla olduğundan birçok zaman göbek adını ebeler de bırakırdı ve bundan da hiç kimse rahatsızlık duymazdı. O çocuk büyüdüğü zamanda işte derlerdi senen ebende falan ebeydi diye bildikten sonra o kişi yaşadığı sürece ebesine saygıda kusur etmez ve bir akraba gibi telakki edilirdi.
  Eski yıllarda doğum ameliyesinin şimdiki gibi hastanelerde olamaması ve bu işi hastane ebelerinin dışında tecrübeli hanımların ebe olarak bilinen bu kişilerce yapılırdı. 
Bazı doğumlarda sıkıntı yaşandığında ancak doğum hastanede yapılırdı. Bu nedenle o zamanki ebe dediğimiz hanımlar da âdeta dünyaya getirdikleri çocukların bir annesi gibi yaşadığı sürece o aile nezdinde saygı görürlerdi.
Bezende bu işin ceremesini çeken 'Ebeler' olduğu için bu ev ebesi dediğimiz kişilere yaptıkları iş ve çektikleri sıkıntı dolayısıyla çocuğun göbek adını sen koy diye teklifte de bulunulurdu.
   Yani çocuğu ben doğurdum isim koyma hakkı benimdir diye annenin öne çıkması söz konusu bile olmazdı.
Hatta bazen bu isim koyma işi değil aile içerisinden birisine yöredeki bir âlime, bir ulu kişiye bile tevdi edilirdi. 
Çocuğa isim koyma işi fazla sürüncemeye bırakılmaz, azami üç gün içerisinde çocuğa mutlaka bir isim bırakılırdı. Şimdiki gibi günlerce bekleyeyim hiç kimsenin bırakmadığı bir isim olsun kimsenin aklından bile geçmezdi. 
Bu itibarla isim seçilirken azami dikkat ve önem sarf edilirdi.
İnsanlar isim bırakırken evvel emirde oğlan olduğu takdirde Allahın sıfatlarından olan bir isim (Abdurrahman, Abdurrahim, Abdulkadir, Ebdulcebbar, Abdussamet gibi) Peygamber Efendimizin isimlerinden birisinin olması Ahmed, Mehmed, Mustafa gibi. 
Veyahut Peygamberimizin dedesinin, amcalarının, dört halifenin, daha sonra peygamber isimleri, evliya isimleri bırakılması ehemmiyet arz ederdi.
    Bazen de Çocuğun anne veya babasının adları veyahut dedelerinin isimlerinin bırakılarak o ölen büyüklerin hatıralarının ve isimlerinin yaşatılması düşünülürdü. En çok da o kıymetli aile büyüklerinin aziz hatıralarının yaşatılması için nine, dede, baba ve annelerinin isimlerinin bırakılmasına özen gösterilirdi. Bazen de herkesin gönlü hoş olsun diye çocuğa bulunan ismin yanı sıra bir aile büyüğünün ismi de ikinci isim olarak yazdırılırdı. Dikkat ederseniz sizden evvel dünyaya gelen dedelerinizin ve babalarınızın hep iki isimli olduğu görülür. Kadınlarda çifte isme pek rastlanmazdı. Hatta göbek adı, iki isim yetmez gibi birde başka isimde takılırdı çocuğa.
Veya tarihe meraklı bir kişi ise geçmişte yaşamış Türk kahramanlarının isimleri öne çıkardı. Çocuğun güçlü olmasını arzu ettiğiniz zaman aslan, sağlam olmasını istedikleri zaman kaya, Yumuşak huylu olmasını istedikleri zaman da Nayif ismi çocuğa verilirdi. Tarihe meraklı olanlar geçmişte hep çocuklarına, Yavuz, Fatih, Murat, Süleyman gibi isimler bırakmışlardır.
Netice olarak Müslüman bir toplumun mensubu olmak hasebiyle isim sahibi ile özleşeceği kanaatiyle isim bırakma çok önemliydi.
Doğan çocuk oğlan değil de kız olduğu takdirde de isim verme önceliği yine hiç değişmezdi. Yine yukarıda saydığımız sıralama ile verilirdi. Bu Kez Peygamberimizin, annesinin, eşlerinin, kızlarının, torunlarının, tahtta yer almış ünlü hanımların isimleri çocuğa ad verilirdi. Kız çocukları nazik ve nazenin olmaları hasebiyle güzel çiçeklerin isimleri de çocuğa verilirdi. Lale, Sümbül, gül, Çiğdem, Gonca gibi) Bazen de eğer ard arda kız çocuğu olmuşsa Nadide, Cahide, Güzide, Bedide, Sacide gibi anne ve babaların kafiyeli isimleri olan çocuklarda olurdu.
   İsim vermeye gelince; bu isim vermek de yine dini esas ve kaidelere göre yapılırdı. İsim tespit edildikten sonra ismi çocuğa verecek kişi bir güzelce abdestini alır ve hatta orada bulunanlar da abdestli olurlardı.
 Ve Besmele ile beşikten aldığı çocuğu kundağıyla beraber alır ve çocukla birlikte yüzünü kıbleye dönerdi.
Seccadenin üzerine Kıbleye döndükten sonra yüzü örtülü çocuğun başını sağa çevirerek (Kıbleye doğru) Önce sağ kulağına ezan-ı    Muhammediyi okurdu. Sonra sol kulağına da kamet getirir ve çocuğa senin 'adı bundan sonra bir ömür boyu Ahmet olsun veyahut Ayşe olsun isminle yaşa hayırlı yaşa der ve böylece çocuğun ismi bırakılmış olurdu.
Bu isim bırakma merasimi yukarıda da da belirttiğim gibi aile büyüklerinden birisi veya bir mübarek zatta yapabilirdi. Bunlar bir cami hocası, müezzin, âlim veyahut güzel sesli birisi de olabilirdi.
Ve bu merasimi, çok az da olsa sabah ezanı okunup Sabah namazı eda edildikten sonra güneş doğmadan evvel yapıldığını söyleyenlerde vardır.
   Köylerde de göbek ismi bırakma ve ad takma işlemi de hemen hemen şehirdeki usuller gibiydi. Yalnız köylerde çocuk dünyaya geldiği zaman bırakılan isimler daha çok küçük bir muhit olması dolayısıyla köy imamı veyahut köyde yaşayan bir şeyh varsa ona tevdi edilirdi nezaketen.
   O olmasa aile büyükleri ad koyarlardı. Köyde doğan çocukların çok büyük bölümü Allahın sıfatlarını, Peygamberimizin ismini, anasının, babasının, dedelerinin amcalarının, torunlarının, dört halifenin, peygamberlerin, evliyaların, dini şahsiyetlerin ve hatta o yörede bulunan yatırlardaki dini şahsiyetlerin isimler verilirdi
Köylerde çocuğa ad verme işi daha sade bir şekilde olurdu. Doğumdan sonra köyün hocası veya imamı davet edilir ve çocuğun kulağına ezan okuyup ad konulması sağlanırdı. Adı koyacak kişinin köyde bulunmaması halinde komşu köylerden çağrılan bir hoca veya imam bu işi yapardı. Tabii bu kişiye hediye verilmesi de unutulmazdı.

 
Etiketler: Eski, Van’da, çocuklara, ad, koyma,
Yorumlar
Diğer Yazılar
365 Yıllık yaş destanının öyküsü
Artık israfın önüne geçilmeli
Eski Van’da Ramazan ve Kurban Bayramları
Naim Hoca
GEMİLERDE TALİM VAR
Biz anneden böyle gördük
Vanlıyam şanlıyam
Karınca ezmez şevki
Topkapı sarayı cinayetleri
Fıkraya tahammülü olmayan adam
İmparator Fatih Terim
Çanakkale’de şehit olan bir Mehmetçiğin son mektubu
Bir adam, bir mektup...
Kıbrıs Fatihi
Aşk rubaileri
Âşıktı delikanlı
ALİ HAYDAR BEY VE CEVDET BEY
ADNAN SÜVARİ’NİN GÖZTEPE’Sİ
YAŞ DESTANI'NIN ÖYKÜSÜ
Van’da köy düğünleri
Mustafa Efendi
TOPRAĞIN SESİ
TAYYAR DABBAĞOĞLU
ŞEMSETTİN ÖZDEMİR VE MAZİDEN ESİNTİLER
Van'da sinemalı yıllar
ESKİ DOSTLAR
SEYYİD AHMET ARVASİ
Selim Gülsoy
Ölüm Gelenekleri
Nerede kaldı o eski kötü adamlar
Ne ğoş gonuşi bu Vanlilar
O eski Vanlılar
İSMAİL PERİHANOĞLU
Vanda hıdrellez
HA BU DİYAR
KAÇ KİŞİ KALDIK (8)
Kimler geldi kimler geçti
GAYNANAYI ŞİKÂYET
Eski Van’da sünnet merasimi
ESKİ VANDA RAMAZAN ve KURBAN BAYRAMLARI
ESKİ VANDA KOMŞULUK
ESKİ VANDA KOMŞULUK
ESKİ VANDA HALK İNANIŞLARI
Eski Van’da çocuk oyunları
Anılardan bir demet
Ermeni mezalimi hafızalarda
Unutulmayanlar: Enver Dilaver
EDREMİTLİ FATO NENE
DEVR-İ SİYASET
ÇÖKERTMEDEN ÇIKTIM DA HALİLİM
ÇOCUKLUK GÜNLERİ
Van Yemekleri
Biz kaç kişi kaldık?
BEYBABA
Alıştım Sana
64 YILDA NELER OLMUŞ NELER…
BİR ZAMAN (1)
Molla Hamit Ekinci (Hamit Hoca)
Yaşar Kemal
Vankulu Lügati
Ada sahillerinde bekliyorum - I
Süreyya (Sürgünde ölen prenses)
Abdurrahman Somdani’nin öyküsü
Çöpçülerin suçu yok
Kesik Çayır Biçilir Mi?
Haydi Sinemaya
Hayali Hasan Yavaş’ı yarenlikte astılar
Güvercin Uçuverdi
BİRAZ DA GÜLÜMSEYELİM
Gülfem Hatunun ölümü...
Güldüren adamın ağlatan sonu
Guantanamo gardiyanı Müslüman oldu
FUTBOLUN EFENDİSİ
Fil Hadisesi
FAHRETTİN PAŞA - MEDİNE MÜDAFİİ
Sahnedeki Erol Büyükburç
DEĞİRMENBAŞI VE HIDRELLEZ
Cellât, Menderes'e 'o ayakkabılar benim olacak' dedi
Cehennemden kurtuldu
Şöhretten Sefalete Düşen Yıldız
BU MİLLETE UŞAKLIĞI ÖĞRETEMEDİM
Bu Millet O Kadar Zengin Değil
Bodrum Hakimi
BİRAZ EMEK SİNEMASINDAN BAHSETMEK İSTİYORUM
Bir zamanlar EOKA
Şahbağı Efsanesi
Atakan Çelik gönüllerde
Ercişli Emrah ile Selvi Han Hikayesi
Bir zamanlar yeni Van sineması
Bermuda Şeytan Üçgeninin Sırrı
Bir adam, bir mektup...
BEYAZ KELEBEKLER
Bermuda Şeytan Üçgeni
Berlin panteri Turgay Şeren
BEDİR TÜRKÜSÜ'NÜN HİKAYESİ
Bayan Bacak: Serpil Örümcer
BEKÇİ BAKIR
BABA ERENLERDEN…
KAÇ KİŞİ KALDIK (18)
Ayşe Tatile Çıksın
Aşk Rubaileri - Mevlana
Kaç kişi kaldık -17
Aşıktı delikanlı
Aşık Beyhani
Aşan Bilir Karlı Dağın Ardını
İslam'da Ashab-ı Kehf
Arzu İle Kamber Hikâyesi
KAÇ KİŞİ KALDIK (15)
VAN MANİLERİ
MEHMED EFENDİ, VANÎ
Vanlı Köçek Rıza
KAÇ KİŞİ KALDIK (14)
Türkçenin İlk Matbu Eseri: VANKULU LÜGATİ
Kaç kiş kaldık (13)
GELİN KAYNANA ATIŞMASI
KAÇ KİŞİ KALDIK (12)
Eski Van'da komşuluk
ALİ HAYDAR BEY VE CEVDET BEY (ESKİ VAN VALİLERİ)
64 YILDA NELER OLMUŞ NELER…
KAÇ KİŞİ KALDIK (11)
Eski van’da sünnet merasimi
ESKİ VANDA ASKERE GÖNDERME
KAÇ KİŞİ KALDIK (10)
ESKİ VAN'DA ÖLÜM GELENEKLERİ
Adnan süvari ve Göztepe
KAÇ KİŞİ KALDIK (8)
ESKİ VANDA RAMAZAN ve KURBAN BAYRAMLARI
KAÇ KİŞİ KALDIK (7)
Altuna'nın kaderi
AN GELİR ATİLLA İLHAN ÖLÜR
Alamut kalesi
Van’da halk inanışları
Kaç kişi kaldık (3)
Ahlat efsaneleri
7 kişi ile 7-0 kazanılan maç
365 Yıllık yaş destanının öyküsü
Eski dostlar
Unutulmayanlar...Servet Mehterbaşıoğlu
Van Nostaljisi
Van için bir şarkı bestele
Eski Vanı özledim
Eski Banka sokağı
Eski çamlar bardak odu
Anılardaki Yeşilçam
Molla Hamit Ekinci (Hamit hoca)
Babadan gördük
Yaş destanı ve hacı Efdal
Ordunun dereleri
Unutulmayanlar...Servet Mehterbaşıoğlu
Çocukluk arkadaşım Mustafa Sönmez
Çökertmeden çıktımda Halilim
Eski çamlar bardak oldu
Van yemekleri
Sofu baba
Anılardın bir demet
Unutulmayanlar (selim gül soy)
Ali Paşa ağıdı
Kimler geldi kimler geçti
Cengiz Alper anlatıyor
Eski Van’da çocukluk günleri
Eski Van’da 2 Nisan bayramları
Çocukluk arkadaşım Mustafa Sönmez
Vanlıyam şanlıyam
Çökertmeden çıktım da Halilim
Kinyas Kartal
Yayla suyu yan akar, ayağında kundura ve Mahmut bey ağıdı
O eski Van unutulmaz
Kaç kişi kaldık
Eski Van’da misafirlik
Onları unutmadık
Unutulmayanlar… Tayyar Dabbağoğlu
O Eski Van'da
Bir zamanlar yıldız sineması vardı
Eski çamlar bardak oldu
Şemsettin Özdemir ve maziden esintiler
Tevfik Demiroğlu anlatıyor
BİR ZAMANLAR ŞEHİR SİNEMASI
UNUTULMAYANLAR… - ENVER DİLAVER
Çay içen Fato nene
Musikişinas dostlarıma...
İlyas Kitapçı...
BİZLERİ UNUTMA GAZATACI BEG... BİZLERİ UNUTMA...'
ERNİS KÖY ENSTİTÜSÜ
BİR HAYALİ HASAN YAVAŞ VARDI
KAÇ KİŞİ KALDIK
FERİT MELEN ANLATIYOR
GİTMEYİN BE VANLILAR…
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Alıntı Yazarlar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı