Yazı Detayı
28 Kasım 2017 - Salı 08:04
 
ESKİ VANDA KOMŞULUK
Ümit Kayaçelebi
 
 

   Komşuluk eskiden Van da çok önemliydi. Komşuluk akrabalıktan da öte olarak düşünülürdü. Çünkü İnsanların aynı sokakta aynı mahallede ki komşusunun aç yattığı bilinen zamanlardı o günler. Herkes herkesle dost, ahbap,  tanış, herkes herkesle akrabadır adeta. Can kaygısı yok, mal kaygısı yoktur. Alışveriş bile kolaydır. Herkesin sözünün senet olarak kabul edildiği günlerdi o günler.

   Kandırmaca hile yoktur insanların aklında. Herkes birbirinden emindir. Acılar ve sevinçler hep beraber paylaşılırdı. Doğanda da beraber ölende de beraber olurlardı.
  Eski komşuluk ilişkileri, bu gün maalesef kaybolma noktasına gelmiştir, aynı binanın içerisinde bulunan dairelerde oturan insanlar, birbirlerine selam vermez olmuşlardır, yine maalesef, komşular birbirlerine gidiş geliş yapmaz ve misafir olmaz olmuşlardır.
Eğer komşulardan birisi birkaç gün görünmediği zaman nerde kaldı benim komşum diyerek merak edip kapısı çalınmaz olmuştur. Eski güzel komşuluklar yok olmaya başlamıştır. Oysa yüce dinimiz, komşu haklarına, komşuluk ilişkilerine çok büyük ehemmiyet vermektedir. Bu yüzdendir ki yüce peygamberimiz s.v. komşusu açken tok yatan bizden değil diyerek komşuluk ilişkilerinin önemini belirtmiştir.
 
Komşunun birisinde bir sıkıntı, bir darlık veya ufak – tefek bir felaket yaşanınca diğer komşular, o komşularına yardım etmek için adeta seferber olurlar, yardımlaşırlar, bölüşürler ve onu katiyen kendi hallerine bırakmış olmazlardı. Bir hastalık, bir cenaze vukuunda yine diğer komşular günlerce o komşularıyla bir ve beraber olurlardı.

Eski komşular. Ne gibi bir ihtiyaçları, sıkıntıları olsa evvel emirde en yakın komşuların kapıları çalınır, o hizmetler onlardan istenirdi. Komşunun ihtiyacına cevap vermek, hizmetini yerine getirmek eski göreneklerimizde çok önemli bir yer tutardı.

Çünkü eski komşuluklarda pişirilen yemekler ve tandır evlerinde yapılan ekmeklerin kokusu komşularda duyulur ve komşu hakkı olur diye birbirlerine az veya çok taze ekmek ve yemek ikram etmek en güzel ve en makul İslami inanç ve adetlerden idi.

  Komşulardan biri hasta olunca onu günlerce ziyaret ederler, ellerinden geldiğince ona bir şeyler ikram ederlerdi. Cenaze vuku bulan her eve de komşuları günlerce sofra götürürler ve taziyede bulunurlardı.

  Komşuluk anlayışı insanların sahip oldukları hakların korunması ve bunlara saygı gösterilmesi günümüzde artık amacını yitirmektedir. Bununla ilgili birçok etken vardır. Eskiden mahallelerdeki, sokaklardaki yerleşim genellikle müstakil, bahçeli kişiye özel mülkiyetlerdi. Geçmişteki Van’a baktığınız zaman böyle yüksek binaların, apartmanların, sitelerin olmadığı ve tek katlı, iki katlı toprak evlerde insanların oturduğu mahalle veya sokaklarda insanlar birbirlerine daha yakın ve samimi idiler.

Çünkü bizlere en yakın dost, akraba, üst komşumuz, yan komşumuz veya alt komşumuz idi. Onlarla berber hayatı paylaşmak ne kadar güzeldi. Oturup konu komşu bir araya gelerek bahçede serin bir yerde semaveri yakıp demli çayları yudumlarken, yanında hediği ve kavurgayı yerken büyüklerin sohbetlerini dinlemekte apayrı bir keyif verirdi bizlere.
Ben şahsen özlüyorum eski komşulukları, bayramlarda kapı kapı dolaşıp fındık, şeker, harçlık i topladığım çocukluk günlerimi. Ben özlüyorum şahsen komşumuzun bizim bahçemizde dut olmadığı için bize dut olanda getirdiği dutları, seyit efendinin bize gönderdiği o güzelim üzümleri. Dedem hasta olduğu bir gün Hacı Hidayet Efendinin kese kâğıdının içerisinde aldığı bir kilo yafa portakalı hala hatırlıyorum. Refo Dayının uzun kış gecelerinde anlattığı ciroklar (Hikâyeler) hala hatırımdadır. Sobadan çekilen mangalda pişirilen patatesler bize ne hoş gelirdi.7 numara gaz lambasının altında komşularla birlikte akşam ajansını , ‘Arkası yarınları’ dinlemek paylaşılan güzelliklerdi komşularla birlikte.

Eskiden müstakil evlerden oluşan sokaklarda belli sayıda insanlar yan yana, bahçeli evlerde sosyal açıdan birbirleriyle daha yakın ve samimi bir yaşam sürerlerken her anı, acıyı ve mutluluğu birbirleriyle paylaşırken birden bire yeni yapılaşmalarla kopmaya başladılar.

   Sonuçta da eski bir deyim yavaş yavaş yok olmaya başladı. "EV ALMA KOMŞU AL"

Başladı. 

   O günlerde "Ev alma, komşu al". Sözünün büyük bir önemi vardı. Komşuluk her şeyin başıydı. Evleneceği kızı bile kendi görmeden, komşusuna seçtirirdi. "Komşum uygun gördü ise, neden olmasın derlerdi. O zamanlar her kadının sıkı-fıkı olduğu, bütün sırlarını hiç çekinmeden açtığı muhakkak bir kadın arkadaşı olurdu. Birbirlerine hediyeler verirler; zor günlerinde birbirlerine yardımcı olurlar; birbirlerini başkalarına karşı savunurlardı. Bu öyle bir dostluk idi ki, aralarındaki bu sevginin hiç bitmesini istemedikleri gibi, ölümden sonra da devam etmesini arzuladıkları için birbirlerine isimleri ile hitap etmek yerine, birbirlerini "ahretlik" diye çağırırlardı.
O zamanlar mahallede bilgi ve görgüleri ile ünlenmiş ve genellikle yaşlı kadınlara, mahalle kadınları tarafından büyük saygı gösterilirdi. Herhangi bir sorun veya hastalıkta bilgilerine başvurulur, yardımları istenirdi. Bu kadınlar da yardımlarını hiçbir karşılık beklemeden, fakat büyük bir gurur içinde yerine getirirlerdi. Bu kadınlar, ayrıca karı-koca arasındaki anlaşmazlıklarda bir nevi arabuluculuk yaparlardı.

   Bilindiği üzere komşuluk ilişkileri yavaş yavaş ölmekte. İnsanlar birbirlerine karşı yabancılaşmakta. Samimiyetler dip yapmakta ve adeta en yakında olanlar birbirlerinden çok uzakta olmaktadırlar.

   Artık aynı apartmanda oturan insanlar bile neredeyse birbirlerini tanımamakta. Küçüklüğümden hatırlarım mahallede bir evde o gün tandır yakılıp ekmek yapılacaksa ve o evinde kevenisi yoksa hemen yan komşu ona yardıma giderdi. Gün evvelinden hamur tutulur ve ertesi gün sabah namazından sonra tandır yakılır ve biri hamuru açarken diğer komşuda elinde mazraka ile ekmeği tandırın kenarına vururdu. Bu arada semaver kaynar içilen demli çayla yorgunluk bir nebze atılırdı. Ve güle oynaya lavaş ekmek, çörek, taptapa ve çöçe yapılır yardım eden komşuya verildiği gibi kim ekmeğin kokusunu almış ise ona da gönderilirdi.

Komşuluk öldü diye başlayıp eski komşulukları yâd edenler pek dertlidir. Onlara göre komşuluk gerçekten öldü: Eskiden böyle miydi canım? Komşuluk kıymetliydi, komşular önemsenirdi, evde yoksak “Komşuya gitmiştir.” denirdi. Bizi komşumuzdan sorarlardı, işin ucunda konu komşuya rezil olmak vardı, hâdiseleri komşudan duyar biz de komşulara haber verirdik.

  Bir hâcetimiz varsa komşudan isterdik, komşu kızı almak kalaylı kaptan su içmek gibiydi, komşu komşunun külüne muhtaçtı. Komşuda pişer bize de düşerdi, ev almaz komşu alırdık, komşusu açken tok yatmak olmazdı. Komşunun sakalını yoldularsa sen de sakalını kazıtırdın, gülme komşuna gelir başınaydı, kötüsü bile insanı mal sahibi yapardı.

  Artık çevremizde yemyeşil bahçeleri olan, çeşit çeşit çiçeklerin yetiştiği evler yerine, önlerinde bir araç yığıntısı, kirlileşme ve gürültüye sebebiyet veren çok katlı apartmanlar ortaya çıktı.

  Yitip giden sadece komşuluk değil elbette: “Eskiden bahçelerimizde çeşit çeşit meyve ağaçları vardı meyveler, dalından yenirdi; böyle hormon, GDO bilinmezdi Çocuklar bol bol meyve ve sebze ile beslenirlerdi. Şimdiki gibi abur cubur şeylerle beslenilmezdi! Bizim zamanımızda kendimizden yaşça büyük olanlara karşı saygı vardı! Büyük büyüklüğünü bilirdi, küçük küçüklüğünü.

Nerde o eski terbiye edep komşunun çocuğu uygunsuz bir halde görülse kulağı da çekilirdi, tokat ta atılırdı ve dedesi, babası niye vurdun, demez ve komşuya ellerine sağlık derdi. İşte o zamanların komşuluğu böyle idi. Bütün mahalle, sokak birbirinden müteselsil olarak sorumlu bilirdi kendilerini.   Bütün bunlar anlatıldığı zaman da şimdi alacağınız cevap hazırdır: Suçlu  “devir” yahut “şehir” gösterilir.

Şimdi öyle mi? Eski komşular gitti yerini kavgacı, saygı bilmez; asansörde bile bir merhaba'yı esirgeyen komşular aldı. Eskiden yokluk vardı. Herkes bir şekilde komşusuna muhtaçtı. Sevmese de ona katlanmak zorundaydı. Bugün artık herkes ekonomik bağımsızlığa kavuştu. Herkes artık az çok ihtiyacını karşılayabiliyor. Kimseye ihtiyaçları yok.

Hani eskiden derlerdi ‘ Gönül ne kahve ister ne kahvehane, gönül kahve ister bahane’ sözü o günler içinmiş meğerse biz bilememişiz. Şimdi o sohbetler ve muhabbetler, o seferberlik günleri hikâyeleri anlatılmıyor. Hatır gönül onlarla birlikte gitmişte haberimiz yokmuş.

  O güzel zamanlarda kadınlar ve erkekler hep birbirlerine yardım için bir bahane aranırdı. Mesela yaz mevsimi geldiği zaman den dövülürdü. Her mahallede bir dibek mutlaka vardı. Bu zahmetli bir işti kadınlar becermesine rağmen onları yorardı. Bu nedenle yaz akşamlarında kadınlar dibeğin başında toplanır ve erkekler tokmakla den Dögerlerdi. Bu arada yine yorgunluk atılması için semaver kaynar arada bir mola verilerek farah dibalı çay tabaklarında o mis gibi semaver çayı yudumlanırdı.

Her gün sıra ile bir komşunun dibekte deni dövülür böylece kış hazırlıklarından biri ikmal edilirdi.

  Yine erişte kesilirken de komşular birbirlerine yardım ederek. Beraber hamur tutar ve bahçede serin bir yerde başlarına gendik vurarak ayaklarında şalvarları ile erişte keserlerdi. Bu ve bunun gibi gerek kış hazırlığı olsun veyahut başka bir ortamda her zaman komşu komşuya koşardı.

  Baklava yapmayı çoğu kadın bilemediği için bilemeyene bilen koşar ya bir hayır işinden önce veya bir ramazan veya kurban bayramı öncesinde gelerek bir güzel baklavasını yapardı.

Erkekler genelde hep aynı camide vakit namazlarını eda ettikleri için. Komşuların sayım merkeze cami idi. Vakit namazında camiye giden komşulardan biri diğer komşusunu camide görmediği zaman beraber oldukları kahveden gelip gelmediğini sorardı. Hem camiye ham de kahveye gelmemişse hemen namazdan sonra gelmeyen komşunun evine gidilerek niye gelmediği araştırılırdı.

Komşu hasta ise doktor çağırılır veya iğne gerekiyor ise iğneci kerim veya pansumancı Mehmet efendiye haber verilirdi. Doktor gerekiyor ise Ağzı Eğri Kemal, İzzet Beye gidilirdi. Ve o doktorlar ellerinde çantaları ile birlikte yayan gelir ve farklı vizite de talep etmezlerdi.

 

O zamanlar şimdiki böyle bol Kur’an bile yoktu. Kaset, CD vs. gibi şeylerde zaten yoktu. Kadınlarda hep evlerinde olmaları hasebiyle Ramazan Ayında Siirt’ten çoğu genç olmak üzere hafızlar gelirdi ve bu hafızlar bir miktar para veya hediye karşılığında istenilen evlerde her gün bir cüz okurlardı. Ve bu hatimde arife günü bağışlanırdı.  Evde hafız okutmaya herkesin gücü yetmezdi gücü yetmeyenlerinde hafız tutanlar evlerine çağırır gidenlerde o ev sahibinin hayrına 30 gün cüz dinler ve hatim bağışlarlardı. Onlarda imkânları nispetinde ufak hediyeler getirerek hafız efendiyle helalleşirlerdi. Kadın olsun erkek olsun mahallede, sokakta akrabadan öte bir dayanışma sergilenirdi.

 

  Mahallede veya sokakta biri vefat etmiş ise o gün hemen biri camiye salaya koşar, bir diğeri mezarlığa mezar kazılması için koşardı. Bir komşu camiden teneşir tabut getirirken biri kara kazanda su kaynatır, biri de erkekse erkek hocaya diğeri kadın hocaya koştururdu.

  Derken ah vah içerisinde cenaze akköprüye götürülürdü ve üç gün süreyle sabah kahvaltıları, öğlen ve akşam yemekleri bakır sinilerde ve bakır kaplar içerisinde taziye evine gönderilirdi. Ve böylelikle o kederli ailenin acıları azda olsa dindirilmeye çalışılırdı.

Günümüzde,komşuluk ilişkileri her geçen gün biraz daha zayıflamaktadır..
Ayrıca örf adetlerimiz, toplumsal hayatımıza güzellik katmaktadır. Dinimiz, yardımlaşmayı ve gözetmeyi en ön plânda tutmaktadır.
Günümüzde maalesef örf adetlerimiz hızla unutulmaktadır. 
Bayramlaşmak, hal hatır sormak, düğünler, hasta ziyaretleri, artık eskisi gibi yapılamaktadır.
Aslında örf adetlerimiz toplum hayatı içerisinde gerekli olan kurallardır..
Bu kuralların içinde misafir ağırlama, büyüklere saygı, küçüklere sevgiyle yaklaşma, hasta ziyaretleri, komşularla hediyeleşme, komşu ziyaretleri yapma, düğün, cenaze, gibi durumlarda komşunun yalnız bırakılmaması, gibi çoğaltabileceğimiz birçok örnek bizim örf adet ve gelenek göreneklerimizdendir.

 

   KOMŞULUKLA İLGİLİ SÖZLER:

* düğün olur iki kişiye, kaygısı düşer deli komşuya: akılsız kişi, başkalarının eğlence programlarında bir aksama olmasın diye çabalar.

* ev alma, komşu al: komşuluk ilişkileri, iyi bir komşuya sahip olma çok çok önemlidir.

* gülme komşuna, gelir başına: birinin başına gelen kötü bir durum senin de başına gelebilir.

* hayır dile komşuna, hayır gele başına: sen başkaları için iyi şeyler dile ve yap ki başkaları da senin için iyi şeyler dilesin, yapsın.

* komşu boncuğunu çalan gece takınır: hırsızlık malı, sahibinin göremeyeceği yer ve zamanda kullanılır.

* komşu ekmeği komşuya borçtur: komşunuz size bir ikramda bulunur, bir şey armağan ederse siz de ona ikramda bulunmalı, armağan vermelisiniz.

* komşu hakkı, Tanrı hakkı gibidir: komşunun komşu üzerindeki hakkı, Tanrı’nın kul üzerindeki hakkı kadar kutsaldır.

* komşu iti komşuya ürümez: komşudaki uygunsuz kişi, başkalarını incitse de komşusunu rahatsız etmez.

* komşu kızı almak, kalaylı kaptan (tastan) su içmek gibidir: komşu kızını almaya karar veren, ailenin ve kızın durumunu, gidişini iyi bildiğinden içi rahat olarak bu ilişkiyi kurar.

* komşu komşunun külüne (tütününe) muhtaçtır: komşular en küçük şey için bile birbirlerine muhtaçtırlar.

* komşuda pişer, bize de düşer: insanların, çevresindekilerin kazancından yararlanma umudunu anlatan bir söz.

* komşunu iki inekli iste ki kendin bir inekli olasın: başkasının daha iyi durumda olmasını iste ki Tanrı da seni ondursun.

* komşunun tavuğu, komşuya kaz görünür (karısı kız görünür): başka bir kimsenin malı bize olduğundan daha değerli görünür.

* kötü komşu insanı hacet sahibi eder: kötü komşu kendisinden emanet olarak istenen şeyi vermez, emanet isteyen de gidip o şeyden satın alır.

* kurda konuk (komşu) giden, köpeğini yanında götürür: saldırgan biriyle karşılaşacak olan kişi, kendisini koruyacak önlemler almalıdır.

* kurt komşusunu yemez: bir kişi ne kadar kötü niyetli de olsa yakınlarına dokunmaz.

* sırça köşkte oturan komşusuna taş atmamalı: insan kendinde herhangi bir kusur varken başkalarını aynı kusurla suçlamamalıdır.

* yakın (hayırlı) dost (komşu) uzak (hayırsız) hısımdan (akrabadan) yeğdir (iyidir): ilgi ve iyiliklerini görmekte olduğumuz komşu ve dostlarımız, hiçbir ilgisini görmediğimiz hısımlarımızdan bize daha yakındır.

* yaman komşu, yaman avrat, yaman at; birinden göç, birin boşa, birin sat: komşun kötü ise başka bir yere göç, eşin geçimsizse ayrıl, atın azgınsa sat, kurtul.

* (bir yeri) komşu kapısı yapmak: Sık gidilen yer hâline getirmek.

* (bir yeri) komşu kapısına çevirmek: yakın olmadığı ve sık sık uğranılması gerekmediği hâlde bir yere çok sık gitmek.

* kapı komşusu yapmak (etmek): bir yere sık gidip gelmek.

 

 
Etiketler: ESKİ, VANDA, KOMŞULUK,
Yorumlar
Diğer Yazılar
365 Yıllık yaş destanının öyküsü
Artık israfın önüne geçilmeli
Eski Van’da Ramazan ve Kurban Bayramları
Naim Hoca
GEMİLERDE TALİM VAR
Biz anneden böyle gördük
Vanlıyam şanlıyam
Karınca ezmez şevki
Topkapı sarayı cinayetleri
Fıkraya tahammülü olmayan adam
İmparator Fatih Terim
Çanakkale’de şehit olan bir Mehmetçiğin son mektubu
Bir adam, bir mektup...
Kıbrıs Fatihi
Aşk rubaileri
Âşıktı delikanlı
ALİ HAYDAR BEY VE CEVDET BEY
ADNAN SÜVARİ’NİN GÖZTEPE’Sİ
YAŞ DESTANI'NIN ÖYKÜSÜ
Van’da köy düğünleri
Mustafa Efendi
TOPRAĞIN SESİ
TAYYAR DABBAĞOĞLU
ŞEMSETTİN ÖZDEMİR VE MAZİDEN ESİNTİLER
Van'da sinemalı yıllar
ESKİ DOSTLAR
SEYYİD AHMET ARVASİ
Selim Gülsoy
Ölüm Gelenekleri
Nerede kaldı o eski kötü adamlar
Ne ğoş gonuşi bu Vanlilar
O eski Vanlılar
İSMAİL PERİHANOĞLU
Vanda hıdrellez
HA BU DİYAR
KAÇ KİŞİ KALDIK (8)
Kimler geldi kimler geçti
GAYNANAYI ŞİKÂYET
Eski Van’da sünnet merasimi
ESKİ VANDA RAMAZAN ve KURBAN BAYRAMLARI
ESKİ VANDA KOMŞULUK
ESKİ VANDA HALK İNANIŞLARI
Eski Van’da çocuk oyunları
Anılardan bir demet
Ermeni mezalimi hafızalarda
Unutulmayanlar: Enver Dilaver
EDREMİTLİ FATO NENE
DEVR-İ SİYASET
ÇÖKERTMEDEN ÇIKTIM DA HALİLİM
ÇOCUKLUK GÜNLERİ
Van Yemekleri
Biz kaç kişi kaldık?
BEYBABA
Alıştım Sana
64 YILDA NELER OLMUŞ NELER…
BİR ZAMAN (1)
Molla Hamit Ekinci (Hamit Hoca)
Yaşar Kemal
Vankulu Lügati
Ada sahillerinde bekliyorum - I
Süreyya (Sürgünde ölen prenses)
Abdurrahman Somdani’nin öyküsü
Çöpçülerin suçu yok
Kesik Çayır Biçilir Mi?
Haydi Sinemaya
Hayali Hasan Yavaş’ı yarenlikte astılar
Güvercin Uçuverdi
BİRAZ DA GÜLÜMSEYELİM
Gülfem Hatunun ölümü...
Güldüren adamın ağlatan sonu
Guantanamo gardiyanı Müslüman oldu
FUTBOLUN EFENDİSİ
Fil Hadisesi
FAHRETTİN PAŞA - MEDİNE MÜDAFİİ
Sahnedeki Erol Büyükburç
DEĞİRMENBAŞI VE HIDRELLEZ
Cellât, Menderes'e 'o ayakkabılar benim olacak' dedi
Cehennemden kurtuldu
Şöhretten Sefalete Düşen Yıldız
BU MİLLETE UŞAKLIĞI ÖĞRETEMEDİM
Bu Millet O Kadar Zengin Değil
Bodrum Hakimi
BİRAZ EMEK SİNEMASINDAN BAHSETMEK İSTİYORUM
Bir zamanlar EOKA
Şahbağı Efsanesi
Atakan Çelik gönüllerde
Ercişli Emrah ile Selvi Han Hikayesi
Bir zamanlar yeni Van sineması
Bermuda Şeytan Üçgeninin Sırrı
Bir adam, bir mektup...
BEYAZ KELEBEKLER
Bermuda Şeytan Üçgeni
Berlin panteri Turgay Şeren
BEDİR TÜRKÜSÜ'NÜN HİKAYESİ
Bayan Bacak: Serpil Örümcer
BEKÇİ BAKIR
BABA ERENLERDEN…
KAÇ KİŞİ KALDIK (18)
Ayşe Tatile Çıksın
Aşk Rubaileri - Mevlana
Kaç kişi kaldık -17
Aşıktı delikanlı
Aşık Beyhani
Aşan Bilir Karlı Dağın Ardını
İslam'da Ashab-ı Kehf
Arzu İle Kamber Hikâyesi
KAÇ KİŞİ KALDIK (15)
VAN MANİLERİ
MEHMED EFENDİ, VANÎ
Vanlı Köçek Rıza
KAÇ KİŞİ KALDIK (14)
Türkçenin İlk Matbu Eseri: VANKULU LÜGATİ
Kaç kiş kaldık (13)
GELİN KAYNANA ATIŞMASI
KAÇ KİŞİ KALDIK (12)
Eski Van'da komşuluk
ALİ HAYDAR BEY VE CEVDET BEY (ESKİ VAN VALİLERİ)
64 YILDA NELER OLMUŞ NELER…
KAÇ KİŞİ KALDIK (11)
Eski van’da sünnet merasimi
ESKİ VANDA ASKERE GÖNDERME
KAÇ KİŞİ KALDIK (10)
ESKİ VAN'DA ÖLÜM GELENEKLERİ
Adnan süvari ve Göztepe
KAÇ KİŞİ KALDIK (8)
ESKİ VANDA RAMAZAN ve KURBAN BAYRAMLARI
KAÇ KİŞİ KALDIK (7)
Altuna'nın kaderi
AN GELİR ATİLLA İLHAN ÖLÜR
Eski Van’da çocuklara ad koyma
Alamut kalesi
Van’da halk inanışları
Kaç kişi kaldık (3)
Ahlat efsaneleri
7 kişi ile 7-0 kazanılan maç
365 Yıllık yaş destanının öyküsü
Eski dostlar
Unutulmayanlar...Servet Mehterbaşıoğlu
Van Nostaljisi
Van için bir şarkı bestele
Eski Vanı özledim
Eski Banka sokağı
Eski çamlar bardak odu
Anılardaki Yeşilçam
Molla Hamit Ekinci (Hamit hoca)
Babadan gördük
Yaş destanı ve hacı Efdal
Ordunun dereleri
Unutulmayanlar...Servet Mehterbaşıoğlu
Çocukluk arkadaşım Mustafa Sönmez
Çökertmeden çıktımda Halilim
Eski çamlar bardak oldu
Van yemekleri
Sofu baba
Anılardın bir demet
Unutulmayanlar (selim gül soy)
Ali Paşa ağıdı
Kimler geldi kimler geçti
Cengiz Alper anlatıyor
Eski Van’da çocukluk günleri
Eski Van’da 2 Nisan bayramları
Çocukluk arkadaşım Mustafa Sönmez
Vanlıyam şanlıyam
Çökertmeden çıktım da Halilim
Kinyas Kartal
Yayla suyu yan akar, ayağında kundura ve Mahmut bey ağıdı
O eski Van unutulmaz
Kaç kişi kaldık
Eski Van’da misafirlik
Onları unutmadık
Unutulmayanlar… Tayyar Dabbağoğlu
O Eski Van'da
Bir zamanlar yıldız sineması vardı
Eski çamlar bardak oldu
Şemsettin Özdemir ve maziden esintiler
Tevfik Demiroğlu anlatıyor
BİR ZAMANLAR ŞEHİR SİNEMASI
UNUTULMAYANLAR… - ENVER DİLAVER
Çay içen Fato nene
Musikişinas dostlarıma...
İlyas Kitapçı...
BİZLERİ UNUTMA GAZATACI BEG... BİZLERİ UNUTMA...'
ERNİS KÖY ENSTİTÜSÜ
BİR HAYALİ HASAN YAVAŞ VARDI
KAÇ KİŞİ KALDIK
FERİT MELEN ANLATIYOR
GİTMEYİN BE VANLILAR…
Öne Çıkanlar
escort bayan istanbul escort
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Alıntı Yazarlar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
19
0
2
1
6
9
2
Başakşehir
18
0
1
3
5
9
3
Kasımpaşa
18
0
3
0
6
9
4
Antalyaspor
16
0
3
1
5
9
5
Göztepe
15
0
4
0
5
9
6
Beşiktaş
15
0
2
3
4
9
7
Trabzonspor
13
0
3
1
4
8
8
Konyaspor
13
0
2
4
3
9
9
Ankaragücü
13
0
4
1
4
9
10
Alanyaspor
12
0
5
0
4
9
11
Yeni Malatyaspor
12
0
3
3
3
9
12
Sivasspor
10
0
3
4
2
9
13
Bursaspor
9
0
2
6
1
9
14
Kayserispor
9
0
4
3
2
9
15
Fenerbahçe
9
0
4
3
2
9
16
Çaykur Rizespor
8
0
3
5
1
9
17
Bb Erzurumspor
5
0
5
2
1
8
18
Akhisar Bld. Spor
5
0
6
2
1
9
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı