Yazı Detayı
31 Mayıs 2018 - Perşembe 09:19
 
GEMİLERDE TALİM VAR
Ümit Kayaçelebi
 
 

   Her türkü bir yaşanmışlıktır. Kara koyun Türküsü de, Hüma Kuşu Türküsü de. Hepsi. Her türkü yaşanan bir hayatın özetidir. Her duyduğunuz türküde şunu düşünün, biri o türküde anlatılanları yaşadı.
    O türkülere can veren hayatlar uydurulmamıştır, dolu dolu yaşanmıştır ve sonrasında türküsü yakılmıştır. Türküler başkadır. Belki bu günlerde yapılan şarkılar da yaşananları anlatıyor. Gerçi çoğu insana "inşallah bunlar yaşanmamıştır" dedirtiyor, ama yine de olabilir. Önemli olan hiçbir türkü pazar payı korkusu, vergi kâbusu ve liste yarışı ile yakılmadı. Şarkılar yazılır, türküler yakılır. Ne yazık ki, arşivcilik geleneğimiz kuvvetli olmadığı için çoğu türkünün hikâyesi de unutulup gidiyor. Geriye birkaç mısra ve bir iki ezgi bırakarak. Ne neden yakıldığı hatırlanıyor ne de kimin için yakıldığı. O kadar yazık ki. Bugün hepimiz gündemde olan bütün şarkıları yazanı da, yazdıranı da biliyoruz, ama kaçımız "Ali Paşa Ağıtı'nın" hikâyesini tanıyoruz? Veya "Hekim oğlu" türküsü, ki şu günlerde pek de revaçta neyi anlattığını tam olarak bilen kaç kişi var?
    Ya Mustafa Sarısözen'in ölmekten kurtararak derlediği "Gemilerde Talim Var" adlı İstanbul türküsü. Sözlerine dikkat edin. Belki yüz defa dinlediniz, belki ezbere de biliyorsunuz, ama yine de dikkat edin; gemilerde talim var/ bahriyeli yarim var/ o da gitti sefere/ ne talihsiz başım var/ hani benim Recebim Recebim/ sarı lira vereceğim/ almazsa karakola gideceğim gemi gelir yanaşır/içi dolu çamaşır/şu İstanbul'un kızları/recep diye ağlaşır hani benim Recebim Recebim/sarı lira vereceğim/almazsa karakola gideceğim mavi giyme tanırlar/seni yolcu sanırlar/geçme kapım önünden/seni benden alırlar/hani benim Recebim Recebim/sarı lira vereceğim/almazsa karakola gideceğim
     Aslında bu türkünün başına gelenler, neredeyse her türkünün başına gelen ile aynı. Sözlere dikkat ettiniz mi? Hiç de ortada dokuz sekizlik bir oyun havası yok. Bu türkü hiç de öyle "şen olalım, eğlenelim" diye söylenecek bir türkü değil. Buruk bir tadı, keskin bir hicranı ve yakıldığı günden bu yana anlatmaya çalıştığı bir ızdırabı var.
Recep bir bahriyeli, çok yakışıklı. Ömrü denizlerde, gemilerde talimde ve sıla hasretinde geçti. Bir de onu seven var. Sevenin ömrü sevdiğini beklemekle geçiyor. Belki evinin penceresinde, belki de limanda, Recep'i uğurladığı yerde. Belki de dönmeyeceğini bile bile.
Recep belki bir kaptan-ı derya idi veya sıradan bir levent. Belki bu türküyü yakan kadının yanında öldü, belki de bir deniz savaşında.
    Bu türkünün bir de unutulmaya yüz tutan bölümü var; gemi gelir yan verir/limanlara can verir/benim sevgili yârim/memlekete şan verir/gemi gelir yan yatar/iskeleye can atar/güzel yârim dururken/ çirkine kim can atar
Limana can veren gemi döndüğünde kaptanı kim bilir, gemi son kişiye kadar boşalana kadar bekleyen kadına sarılarak, "Recep dönmedi" demiştir; "Recep artık burada yok"…
   Belki de kadıncağız bu türküyü o anda yakmıştır, bir ağıt gibi. Belki de bunlar hiç olmadı. Türküdeki Recep belki de bir evlattı. Başına kına yakılıp, vatana kurban olsun diye gönderilen ve yanına yetişen komutanına son nefesinde "vatan sağ olsun komutanım" diyen yüz binlerden birisiydi.
    Bu da olabilir. Hepimizin sevdiği bir türkünün ne anlattığını bilmemek ne kadar kötü değil mi? Şimdi isterseniz biraz hayal gücümüzü kullanıp, bu eksiği gidermeye çalışalım;
   Recep geminin çamaşırcısıdır. Ancak geminin liman yaptığı günlerde dışarıya da servis yapmaktadır. Bâzen de çamaşırları alıp, "tüh sefer emri geldi" deyip, çamaşırları iade edemeden gitmektedir. O nedenle bilumum kadınlar da "ne talihsiz başım var, hani benim Recep'im, karakola gideceğim" demek suretiyle şikâyetçi olmaktadır. Bu arada Recep, çamaşır ücreti olan sarı lirayı da beğenmemekte ve "yeni lira isterim" demektedir. Müşteriler ise Recep'in arkadaşlarına "söyleyin ona, sarı lira vereceğim, almazsa karakola gideceğim" diyerek gözdağı vermektedirler.
   Sonra gemi seferden dönünce cümle kadınlar limanda toplanıp, "güvenmemiştik, çamaşırları alıp kaçtı sanmıştık, halbuki şimdi gemi gelir yanaşır, içi dolu çamaşır" diyerek ne kadar mahcup olduklarını anlatmaktadırlar.
Genellikle mavi giyen Recep gâyet şık bir şahsiyettir. Ancak çamaşırlarının sakız gibi olması ile meşhur olan Recep büyük ilgi görmekte ve şımarmaktadır. O nedenle yakın çevresi Recep'e, "mavi giyme tanırlar, seni yolcu sanırlar, geçme kapım önünden, seni benden alırlar" diye nasihatte bulunmaktadır. Anlaşıldığı kadarı ile Recep mavileri çekip kasıl kasıla eş dost ziyaretine gitmekte ve kendisine hafiften "yedi denizin efendisi kaptan-ı derya Recep Paşa" süsü vermektedir. Onu arayanlar da kapı önünde bekleyip, Recep'e " Recep Ağabey, Recep Ağabey. Sefer görev emri geldi, komutan nerede o adam, gömleğim nerede kaldı diyor, acele et" diyerek koluna girmekte ve gemiye ite kaka geri götürmektedir.
 Hepsi elinde sarı lirası akşam için bilet almaya gelmiştir. Ama ahali ve bilumum turist "gemi gelir yan verir, limanlara can verir, benim sevgili yarim, memlekete şan verir" diye beklenen Recep, limana giren geminin pruva direğinde kendisini bekleyenler şapkası ile selâmlarken, aniden "gemi gelir yan yatar, iskeleye can atar". Dev gibi gemi gelip çat diye yan yatar. Gemide güvertede step tahtaları ile talim yapan turist kafile bir tarafa, çamaşırlar diğer tarafa saçılır. Suyu kaplayan çamaşırların arasından bir tek geminin direği görülür, bir de ara sıra Recep. İskeleye toplanan kadınlar "hani benim Recebim, hani benim Recebim" diye ağlaşır.
   Acaba bunların yerine hem bu türkünün hem de diğer türkülerin gerçek hikâyelerini bilsek, öğrensek, yabancılaşmadan ve bilerek söylesek, daha iyi olmaz mı?
    Erzincan'a girdim ne güzel bağlar, Erzincan Halk Türküleri içinde en çok sevilen bir uzun havadır. Güzel olduğu kadar da acı bir gerçeği dile getirir.
   Erzincan, yemyeşil beldelerimizden biridir. I. Dünya Savaşı yıllarında bu güzel bağlar da tıpkı o günkü Erzincanlılar gibi hüzünlüydü. Çünkü bu bağlar terk ediliyordu. 1916 yılında, Ruslar Erzurum'u almış Erzincan'a doğru ilerliyorlardı. Halen yaşlı Erzincanlıların hatıraları arasında kalan genç nesillerin masal havası içinde dinledikleri Muhacirlik, binlerce Erzincanlının Anadolu içlerine göç etmesini ve aylar sonra Erzincan'a geri dönmesini hikâye eder.
   Erzincan'a girdim ne güzel bağlar.
   Erzurum'a vardım dumanlı dağlar
   Elleri koynunda bir güzel ağlar
   Yüce dağ başında çadır açarım
   Nazlım seni burdan alıp kaçarım
   Kahve bulamazsam kenger içerim
   Oy anam anam hallarım ağlar
   Anama söyleyin lamba yakmasın
   Çuha şalvarıma uçkur takmasın
   Oğlum gelir diye yola bakmasın
   Oy anam anam hallarım yaman

 
Etiketler: GEMİLERDE, TALİM, VAR,
Yorumlar
Diğer Yazılar
365 Yıllık yaş destanının öyküsü
Artık israfın önüne geçilmeli
Eski Van’da Ramazan ve Kurban Bayramları
Naim Hoca
Biz anneden böyle gördük
Vanlıyam şanlıyam
Karınca ezmez şevki
Topkapı sarayı cinayetleri
Fıkraya tahammülü olmayan adam
İmparator Fatih Terim
Çanakkale’de şehit olan bir Mehmetçiğin son mektubu
Bir adam, bir mektup...
Kıbrıs Fatihi
Aşk rubaileri
Âşıktı delikanlı
ALİ HAYDAR BEY VE CEVDET BEY
ADNAN SÜVARİ’NİN GÖZTEPE’Sİ
YAŞ DESTANI'NIN ÖYKÜSÜ
Van’da köy düğünleri
Mustafa Efendi
TOPRAĞIN SESİ
TAYYAR DABBAĞOĞLU
ŞEMSETTİN ÖZDEMİR VE MAZİDEN ESİNTİLER
Van'da sinemalı yıllar
ESKİ DOSTLAR
SEYYİD AHMET ARVASİ
Selim Gülsoy
Ölüm Gelenekleri
Nerede kaldı o eski kötü adamlar
Ne ğoş gonuşi bu Vanlilar
O eski Vanlılar
İSMAİL PERİHANOĞLU
Vanda hıdrellez
HA BU DİYAR
KAÇ KİŞİ KALDIK (8)
Kimler geldi kimler geçti
GAYNANAYI ŞİKÂYET
Eski Van’da sünnet merasimi
ESKİ VANDA RAMAZAN ve KURBAN BAYRAMLARI
ESKİ VANDA KOMŞULUK
ESKİ VANDA KOMŞULUK
ESKİ VANDA HALK İNANIŞLARI
Eski Van’da çocuk oyunları
Anılardan bir demet
Ermeni mezalimi hafızalarda
Unutulmayanlar: Enver Dilaver
EDREMİTLİ FATO NENE
DEVR-İ SİYASET
ÇÖKERTMEDEN ÇIKTIM DA HALİLİM
ÇOCUKLUK GÜNLERİ
Van Yemekleri
Biz kaç kişi kaldık?
BEYBABA
Alıştım Sana
64 YILDA NELER OLMUŞ NELER…
BİR ZAMAN (1)
Molla Hamit Ekinci (Hamit Hoca)
Yaşar Kemal
Vankulu Lügati
Ada sahillerinde bekliyorum - I
Süreyya (Sürgünde ölen prenses)
Abdurrahman Somdani’nin öyküsü
Çöpçülerin suçu yok
Kesik Çayır Biçilir Mi?
Haydi Sinemaya
Hayali Hasan Yavaş’ı yarenlikte astılar
Güvercin Uçuverdi
BİRAZ DA GÜLÜMSEYELİM
Gülfem Hatunun ölümü...
Güldüren adamın ağlatan sonu
Guantanamo gardiyanı Müslüman oldu
FUTBOLUN EFENDİSİ
Fil Hadisesi
FAHRETTİN PAŞA - MEDİNE MÜDAFİİ
Sahnedeki Erol Büyükburç
DEĞİRMENBAŞI VE HIDRELLEZ
Cellât, Menderes'e 'o ayakkabılar benim olacak' dedi
Cehennemden kurtuldu
Şöhretten Sefalete Düşen Yıldız
BU MİLLETE UŞAKLIĞI ÖĞRETEMEDİM
Bu Millet O Kadar Zengin Değil
Bodrum Hakimi
BİRAZ EMEK SİNEMASINDAN BAHSETMEK İSTİYORUM
Bir zamanlar EOKA
Şahbağı Efsanesi
Atakan Çelik gönüllerde
Ercişli Emrah ile Selvi Han Hikayesi
Bir zamanlar yeni Van sineması
Bermuda Şeytan Üçgeninin Sırrı
Bir adam, bir mektup...
BEYAZ KELEBEKLER
Bermuda Şeytan Üçgeni
Berlin panteri Turgay Şeren
BEDİR TÜRKÜSÜ'NÜN HİKAYESİ
Bayan Bacak: Serpil Örümcer
BEKÇİ BAKIR
BABA ERENLERDEN…
KAÇ KİŞİ KALDIK (18)
Ayşe Tatile Çıksın
Aşk Rubaileri - Mevlana
Kaç kişi kaldık -17
Aşıktı delikanlı
Aşık Beyhani
Aşan Bilir Karlı Dağın Ardını
İslam'da Ashab-ı Kehf
Arzu İle Kamber Hikâyesi
KAÇ KİŞİ KALDIK (15)
VAN MANİLERİ
MEHMED EFENDİ, VANÎ
Vanlı Köçek Rıza
KAÇ KİŞİ KALDIK (14)
Türkçenin İlk Matbu Eseri: VANKULU LÜGATİ
Kaç kiş kaldık (13)
GELİN KAYNANA ATIŞMASI
KAÇ KİŞİ KALDIK (12)
Eski Van'da komşuluk
ALİ HAYDAR BEY VE CEVDET BEY (ESKİ VAN VALİLERİ)
64 YILDA NELER OLMUŞ NELER…
KAÇ KİŞİ KALDIK (11)
Eski van’da sünnet merasimi
ESKİ VANDA ASKERE GÖNDERME
KAÇ KİŞİ KALDIK (10)
ESKİ VAN'DA ÖLÜM GELENEKLERİ
Adnan süvari ve Göztepe
KAÇ KİŞİ KALDIK (8)
ESKİ VANDA RAMAZAN ve KURBAN BAYRAMLARI
KAÇ KİŞİ KALDIK (7)
Altuna'nın kaderi
AN GELİR ATİLLA İLHAN ÖLÜR
Eski Van’da çocuklara ad koyma
Alamut kalesi
Van’da halk inanışları
Kaç kişi kaldık (3)
Ahlat efsaneleri
7 kişi ile 7-0 kazanılan maç
365 Yıllık yaş destanının öyküsü
Eski dostlar
Unutulmayanlar...Servet Mehterbaşıoğlu
Van Nostaljisi
Van için bir şarkı bestele
Eski Vanı özledim
Eski Banka sokağı
Eski çamlar bardak odu
Anılardaki Yeşilçam
Molla Hamit Ekinci (Hamit hoca)
Babadan gördük
Yaş destanı ve hacı Efdal
Ordunun dereleri
Unutulmayanlar...Servet Mehterbaşıoğlu
Çocukluk arkadaşım Mustafa Sönmez
Çökertmeden çıktımda Halilim
Eski çamlar bardak oldu
Van yemekleri
Sofu baba
Anılardın bir demet
Unutulmayanlar (selim gül soy)
Ali Paşa ağıdı
Kimler geldi kimler geçti
Cengiz Alper anlatıyor
Eski Van’da çocukluk günleri
Eski Van’da 2 Nisan bayramları
Çocukluk arkadaşım Mustafa Sönmez
Vanlıyam şanlıyam
Çökertmeden çıktım da Halilim
Kinyas Kartal
Yayla suyu yan akar, ayağında kundura ve Mahmut bey ağıdı
O eski Van unutulmaz
Kaç kişi kaldık
Eski Van’da misafirlik
Onları unutmadık
Unutulmayanlar… Tayyar Dabbağoğlu
O Eski Van'da
Bir zamanlar yıldız sineması vardı
Eski çamlar bardak oldu
Şemsettin Özdemir ve maziden esintiler
Tevfik Demiroğlu anlatıyor
BİR ZAMANLAR ŞEHİR SİNEMASI
UNUTULMAYANLAR… - ENVER DİLAVER
Çay içen Fato nene
Musikişinas dostlarıma...
İlyas Kitapçı...
BİZLERİ UNUTMA GAZATACI BEG... BİZLERİ UNUTMA...'
ERNİS KÖY ENSTİTÜSÜ
BİR HAYALİ HASAN YAVAŞ VARDI
KAÇ KİŞİ KALDIK
FERİT MELEN ANLATIYOR
GİTMEYİN BE VANLILAR…
Öne Çıkanlar
escort bayan istanbul escort
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Alıntı Yazarlar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
19
0
2
1
6
9
2
Başakşehir
18
0
1
3
5
9
3
Kasımpaşa
18
0
3
0
6
9
4
Antalyaspor
16
0
3
1
5
9
5
Göztepe
15
0
4
0
5
9
6
Beşiktaş
15
0
2
3
4
9
7
Trabzonspor
13
0
3
1
4
8
8
Konyaspor
13
0
2
4
3
9
9
Ankaragücü
13
0
4
1
4
9
10
Alanyaspor
12
0
5
0
4
9
11
Yeni Malatyaspor
12
0
3
3
3
9
12
Sivasspor
10
0
3
4
2
9
13
Bursaspor
9
0
2
6
1
9
14
Kayserispor
9
0
4
3
2
9
15
Fenerbahçe
9
0
4
3
2
9
16
Çaykur Rizespor
8
0
3
5
1
9
17
Bb Erzurumspor
5
0
5
2
1
8
18
Akhisar Bld. Spor
5
0
6
2
1
9
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı