Yazı Detayı
02 Ekim 2017 - Pazartesi 14:37
 
Süreyya (Sürgünde ölen prenses)
Ümit Kayaçelebi
 
 

Süreyya İsfendiyari Bahtiyari Son İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi'nin 1951 yılında evlendiği ikinci eşidir.
"Sürgündeki Prenses" olarak da bilinir. Kendisi şaha çocuk veremediği için şahın ailesi tarafından saraydan uzaklaştırılmıştır. Şah uzaklaştırılmasını istemese de ailesinin kararına uymak zorunda kalmıştır.
Soraya ve İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi'nin 1956'daki Türkiye ziyareti basında büyük yankı uyandırmış, "Soraya" ismi Türk halkının diline "Süreyya" olarak yerleşmişti ve hatta kimileri kız çocuklarına Süreyya ismini vermişti.
İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi, Soraya'dan sonra 1959'da Farah Diba Pehlevi ile mesut bir evlilik gerçekleştirdi.
Soraya ise Rıza Pehlevi'den ayrıldıktan sonra yeniden evlenmemiştir.
Hüzünlü hikâyesiyle milyonların kalbinde yer eden prenses 25 Ekim 2001'de Paris'teki evinde sessizce dünyaya gözlerini yummuştur.
Mahsun Bir Hayat
Bir zamanlar Tahran'da güzeller güzeli bir İmparatoriçe yaşardı adı Süreyya. Şah Pehlevi, kız kardeşi Prenses Şems ve Süreyya'nın halası aracılığıyla eline ulaştırılan fotoğraftaki genç kızın zümrüt yeşili gözlerine ilk bakışta vurulmuştu. Hemen Süreyya'yı Gülistan Sarayı'na davet etti.
Resimlerini sinema afislerinde görme hayaliyle yanıp tutuşan güzeller güzeli Süreyya ise oyunculuk yerine saraya davet edilmenin hayalini yaşıyordu.
Süreyya "Mahsun Prenses" olarak anılacağı uzun yol bir yola girmişti artik.
 Tahran yolculuğu öncesi Paris'te birkaç güzel elbise diktirmişti. O heyecanlı dönemde içini rahatlatan söz ise babasından geldi: Kızım şah'ı beğenmezsen ille de evlenmek zorunda değilsin...
Zümrüt gözlü Süreyya, Gülistan Sarayı'nın önüne geldiğinde sarayda müthiş bir telaş yaşanıyordu. Güzeller güzeli Süreyya Sarayın kapılarının açılmasıyla içeri girdi ve işte o an Şahların şahı Muhammed Rıza Pehlevi içeri girdi ve göz göze geldiler.
Adeta bir yıldırım çarpmıştı. Yıllar sonra kaleme aldığı 'Hayatım' adli kitabında Süreyya o anı işte söyle anlatıyordu: Karsılaştığım adam tahmin ettiğimden çok daha ilginçti ve yakışıklıydı. Görür görmez âşık oldum...
İki gün içinde Süreyya ile Şah'ın nişanı resmi olarak ilan edildi. Ve unutulmayacak o meşhur dillere destan düğünün hazırlıkları başladı.
Düğüne çok az bir zaman kala önce tifoya yakalandı, Narin vücudu, Christian Dior'un yaptığı muhteşem gelinliği taşıyamayacak durumdaydı. 12 Şubat 1951'de yataktan kalkalı henüz 3 gün olmuşken, Süreyya, tül üzerine gümüş kilap islemeli, üzerinde 600 parça elmas bulunan, 20 kilo ağırlığındaki muhteşem gelinliği giydi.
Bütün hazırlıkları tamamlanan Süreyya nedimeleri eşliğinde halasının köşkünden kapıya doğru ilerledi.
 Muhteşem bir arabaya bindi. Önünde ve arkasında mızraklı süvariler ona eşlik ediyor halkın yoğun sevgisi içinden geçip ağır ağır saraya doğru ilerliyordu.
Sanki tüm Tahran sokaklardaydı.Dile kolay, zümrüt yeşili gözleriyle bin bir gece masallarındaki prensesleri andıran Prenses Süreyya saraya geliyordu...
Kısa suren yolculuktan sonra Süreyya nihayet Mermer Sarayı'nın önündeydi. 6 nedime Süreyya'ya eşlik ediyordu. Sarayin önde gelenleri merdivenlere dizilmişlerdi.
Arka tarafta Prenses Süreyya'nın ailesi yer almıştı.Ağır adımlarla merdivenleri çıktıktan sonra Şah'ın koluna girdi.
Salon bastan basa çiçeklerle donatılmıştı. Tam iki yüz orkide, iki yüz dal kiraz çiçeği, bin tane kırmızı karanfil, bin iki yüz tane de leylak salkımı Aynalı Salonun etrafında birer cennet bahçesi görünümü veriyordu. Televizyonlar töreninin her anini dakika dakika çekiyordu...
Evlilik hayatında ağız tadı dilemek amacıyla. Şah, Süreyya'ya içi lokum dolu billur bir kâse vermişti. Valide Sultan da üzerlerinden şeker serpiyordu. Ama onun evliliği hiç de beklenildiği gibi ağız tadıyla sürmedi.
Nikâh Tahran'ın en sevilen imamı İmam Cuma tarafından kıyıldı. Şah ile evlenip evlenmeyeceği sorulduğunda Süreyya'nın yanıtı bıçak gibi keskindi: "Evet!"
-Mutsuzluklar zinciri ve üzgün
     

Süreyya için yeni bir yasam başlamıştı. Tüm Kraliçeler gibi o da toplumsal sorunlarla ilgileniyor, sergilerin açılışlarında bulunuyor, okulları denetliyordu. Güzelliği ve kibarlığı sayesinde tüm ülke ona hayran kalıyordu. Şah gittikçe eşine daha çok bağlanıyordu. Resmi ziyaretlere katılan Süreyya, Londra'dan Madrid'e kadar her yerde Şah'a eşlik ediyordu. Ata binmek, kayak yapmak, maçlara gitmek, ormanda yürüyüş yapmak en büyük zevkleriydi. Şah, Süreyya'yı mutlu etmek için elinden geleni yapıyordu. Mücevherler, Kürkler, villalar, Nev York'a, Hollywood'a özel geziler... Fakat günler su gibi geçiyor ve bu rüya gibi yaşantıyı tamamlayacak olan veliaht bir türlü gelmiyordu. Bu önemli sorun akılları kurcalamaya başlamıştı. Bir oğlu olmadığı takdirde Şah'ın yerine kim geçecekti?1954'un 26 Ekim gününe kadar bu sorunun cevabi vardı. Şah'ın kardeşi Ali Rıza.
Ama mutsuzluklar zincirinin ilk halkasını oluşturan 26 Ekim günü meydana gelen bir uçak kazasında Ali Rıza hayatını kaybetti. Artik Süreyya doktorlara taşınmaya baslamisti, Her gittiği doktor ayni cevabi veriyordu "Bir Çocuk Olma Umudu Yok".Şah devlet ve karısı arasında kalmıştı. Süreyya gittikçe hırçınlaşıyordu ve eşiyle arası acılıyordu.1958 yılının Şubat ayında olaylar hızlandı. Bir gece sarışın ve genç bir kadının Şah'a gösterildiği sırada Süreyya içeri girdi. Adeta yıkılmıştı. Hemen odasına dönüp eşyalarını toplamaya başlamıştı. Sah'la görüşmeyi reddetmişti. Ertesi gün hüzünlü bir şekilde yalnız başına Saint-Moritz'e gitti.Şah'tan devletin menfaati için böyle bir şeye boyun eğmekten üzgün olduğunu belirten bir mektup aldı.14 Mart günü resmen boşandıkları dünyaya duyuruldu. Artik Her şey Bitmişti....
Süreyya'nın "Prenses"unvani alacağı ve Şah'ın kız kardeşleri ile ayni haklara sahip olacağı, diplomatik bir pasaportu ve belirli bir geliri olacağı bildirilmişti. Şah tüm İran'a hüzünlü bir yazıyla çok sevdiği eşinden ayrılmak zorunda kaldığını açıkladı. Süreyya'nin ışıl ışıl gözlerindeki pırıltı solmuştu kendisine bundan böyle "üzgün Prenses" denilecekti.
- Fırtınadan sonraki sessizlik
Sevdiği erkek tarafından terk edilmiş, en çok sevdiği erkek uçak kazasında hayatını kaybetmiş. Umut bağladığı tüm erkekler onu bir reklam aracı görmüştü. Ve İran'da Humeyni'nin iktidara gelişi Sah'ın ülkesinden kaçıp Mısır'da vefat edişi Süreyya'nın fırtınalı hayatının sonu olmuştu. Artik yalnızlığa alışmıştı. Geçmişe yanmanın, kendisi için daha fazla üzülmenin bencillik olduğunu söylüyordu.
Sağlıklıydı, kendini geçindirebilecek bir servete sahipti. Onu tanıyanlar "Süreyya fırtınadan sonraki sessizliği yasıyor, Artık dünyanın en anlayışlı, en sakin insani"diyorlardi. Süreyya bir Fransız gazeteciyle röportaj yaparken içtenlikle şunları söylemişti:
"Şah'ın ölümü beni çok sarstı. Eğer imkanım olsaydı son günlerinde yanında olmak isterdim. Ama yanlış anlaşılma korkusu yüzünden gidemedim.Gözyaşlarımı bile gizlemek zorunda kaldım.En çok neye üzülüyorum biliyor musunuz?
Şah, ömrü boyunca ondan nefret ettiğimi sandı. Oysa seviyordum. Bunu söyleyebilseydim belki daha mutlu olurdum"
Sevgi Arayışı
Annesinin, erkek kardeşinin ve en iyi dostu Gloria Maksudi'nin yardımıyla kendine yeni bir hayat kurmaya çalışıyordu. Belli bir yerde kalmak istemediğinden sürekli seyahatlere çıkıyordu.
1960'da gönül maceralarına atılmaya başlayan prenses, ilk olarak Prens Raimondo Orsini ile birlikte oldu, ama bu ilişki evlilikle sonuçlanmadı. Ondan sonra Fransız avukat Francois Moreuil, sinema sanatçısı Maximilien Schell, Amerikalı komedyen Hugh O'Brian ile gönül ilişkileri oldu. Ama hiçbirinde aradığı mutluluğu bulamadı.
1963 yılında Prenses şansını sinemada denedi. Bunda da başarılı  olamadı.Ama yüzünü güldürecek birini bulmuştu.Film yönetmeni Franco Indovina.Franco evli olmasaydı çok mutlu olabilirdiler,Eşinden ayrı yaşıyordu ama İtalyan yasası onları resmen ayırmamıştı.Bununla birlikte 9 yıl çok mutlu oldular.
-kötü yazgı yeniden şahlanıyor-
Prenses'in kara yazgısı gene devreye girmişti. Radyolar meydana gelen bir uçak kazasını duyuruyorlardı. Daga çarpıp parçalanan uçaktan sağ kurtulan olmamıştı. Yolcular arasında Franco Indovina'da bulunuyordu. Onu hayata bağlayan bu adamın ölmesi Prenses'i yıkmıştı. Kendisinin olmadığı gibi çevresindeki erkeklerinde talihi yoktu, ilişki kurduklarının birçoğu genç yaşta ölmüştü.
Yıl 1972.Her şey yeniden başlıyordu. Onu gerçekten seven Halk bu talihsiz
Prenses'in artik gerçek mutluluğu bulmasını yürekten diliyordu.
Yıllar birbiri ardını kovaladı mutsuzluklar, yalnizlik gitgide artmıştı. Ailesini kaybettikçe yalnızlığı tahammül edilmez bir hal almıştı. Ve en sonunda 25-Ekim-2001 günü Paris'teki apartman dairesinde ölü bulundu. Artik çok huzurluydu yalnızlık ve hüzün son bulmuştu. Prenses'ten kalan tüm eşyalar açık arttırma yoluyla satıldı. Talihsizliği öyle büyüktü ki ölümünden sonra eşyaları bile açık arttırma yoluyla dağıldı gitti. Oysa yasayan bir tarih olan Malikânesi koruma altına alınıp müzeye dönüştürülebilirdi. Ama olmadı...

 

 
Etiketler: Süreyya, (Sürgünde, ölen, prenses),
Yorumlar
Diğer Yazılar
365 Yıllık yaş destanının öyküsü
Artık israfın önüne geçilmeli
Eski Van’da Ramazan ve Kurban Bayramları
Naim Hoca
GEMİLERDE TALİM VAR
Biz anneden böyle gördük
Vanlıyam şanlıyam
Karınca ezmez şevki
Topkapı sarayı cinayetleri
Fıkraya tahammülü olmayan adam
İmparator Fatih Terim
Çanakkale’de şehit olan bir Mehmetçiğin son mektubu
Bir adam, bir mektup...
Kıbrıs Fatihi
Aşk rubaileri
Âşıktı delikanlı
ALİ HAYDAR BEY VE CEVDET BEY
ADNAN SÜVARİ’NİN GÖZTEPE’Sİ
YAŞ DESTANI'NIN ÖYKÜSÜ
Van’da köy düğünleri
Mustafa Efendi
TOPRAĞIN SESİ
TAYYAR DABBAĞOĞLU
ŞEMSETTİN ÖZDEMİR VE MAZİDEN ESİNTİLER
Van'da sinemalı yıllar
ESKİ DOSTLAR
SEYYİD AHMET ARVASİ
Selim Gülsoy
Ölüm Gelenekleri
Nerede kaldı o eski kötü adamlar
Ne ğoş gonuşi bu Vanlilar
O eski Vanlılar
İSMAİL PERİHANOĞLU
Vanda hıdrellez
HA BU DİYAR
KAÇ KİŞİ KALDIK (8)
Kimler geldi kimler geçti
GAYNANAYI ŞİKÂYET
Eski Van’da sünnet merasimi
ESKİ VANDA RAMAZAN ve KURBAN BAYRAMLARI
ESKİ VANDA KOMŞULUK
ESKİ VANDA KOMŞULUK
ESKİ VANDA HALK İNANIŞLARI
Eski Van’da çocuk oyunları
Anılardan bir demet
Ermeni mezalimi hafızalarda
Unutulmayanlar: Enver Dilaver
EDREMİTLİ FATO NENE
DEVR-İ SİYASET
ÇÖKERTMEDEN ÇIKTIM DA HALİLİM
ÇOCUKLUK GÜNLERİ
Van Yemekleri
Biz kaç kişi kaldık?
BEYBABA
Alıştım Sana
64 YILDA NELER OLMUŞ NELER…
BİR ZAMAN (1)
Molla Hamit Ekinci (Hamit Hoca)
Yaşar Kemal
Vankulu Lügati
Ada sahillerinde bekliyorum - I
Abdurrahman Somdani’nin öyküsü
Çöpçülerin suçu yok
Kesik Çayır Biçilir Mi?
Haydi Sinemaya
Hayali Hasan Yavaş’ı yarenlikte astılar
Güvercin Uçuverdi
BİRAZ DA GÜLÜMSEYELİM
Gülfem Hatunun ölümü...
Güldüren adamın ağlatan sonu
Guantanamo gardiyanı Müslüman oldu
FUTBOLUN EFENDİSİ
Fil Hadisesi
FAHRETTİN PAŞA - MEDİNE MÜDAFİİ
Sahnedeki Erol Büyükburç
DEĞİRMENBAŞI VE HIDRELLEZ
Cellât, Menderes'e 'o ayakkabılar benim olacak' dedi
Cehennemden kurtuldu
Şöhretten Sefalete Düşen Yıldız
BU MİLLETE UŞAKLIĞI ÖĞRETEMEDİM
Bu Millet O Kadar Zengin Değil
Bodrum Hakimi
BİRAZ EMEK SİNEMASINDAN BAHSETMEK İSTİYORUM
Bir zamanlar EOKA
Şahbağı Efsanesi
Atakan Çelik gönüllerde
Ercişli Emrah ile Selvi Han Hikayesi
Bir zamanlar yeni Van sineması
Bermuda Şeytan Üçgeninin Sırrı
Bir adam, bir mektup...
BEYAZ KELEBEKLER
Bermuda Şeytan Üçgeni
Berlin panteri Turgay Şeren
BEDİR TÜRKÜSÜ'NÜN HİKAYESİ
Bayan Bacak: Serpil Örümcer
BEKÇİ BAKIR
BABA ERENLERDEN…
KAÇ KİŞİ KALDIK (18)
Ayşe Tatile Çıksın
Aşk Rubaileri - Mevlana
Kaç kişi kaldık -17
Aşıktı delikanlı
Aşık Beyhani
Aşan Bilir Karlı Dağın Ardını
İslam'da Ashab-ı Kehf
Arzu İle Kamber Hikâyesi
KAÇ KİŞİ KALDIK (15)
VAN MANİLERİ
MEHMED EFENDİ, VANÎ
Vanlı Köçek Rıza
KAÇ KİŞİ KALDIK (14)
Türkçenin İlk Matbu Eseri: VANKULU LÜGATİ
Kaç kiş kaldık (13)
GELİN KAYNANA ATIŞMASI
KAÇ KİŞİ KALDIK (12)
Eski Van'da komşuluk
ALİ HAYDAR BEY VE CEVDET BEY (ESKİ VAN VALİLERİ)
64 YILDA NELER OLMUŞ NELER…
KAÇ KİŞİ KALDIK (11)
Eski van’da sünnet merasimi
ESKİ VANDA ASKERE GÖNDERME
KAÇ KİŞİ KALDIK (10)
ESKİ VAN'DA ÖLÜM GELENEKLERİ
Adnan süvari ve Göztepe
KAÇ KİŞİ KALDIK (8)
ESKİ VANDA RAMAZAN ve KURBAN BAYRAMLARI
KAÇ KİŞİ KALDIK (7)
Altuna'nın kaderi
AN GELİR ATİLLA İLHAN ÖLÜR
Eski Van’da çocuklara ad koyma
Alamut kalesi
Van’da halk inanışları
Kaç kişi kaldık (3)
Ahlat efsaneleri
7 kişi ile 7-0 kazanılan maç
365 Yıllık yaş destanının öyküsü
Eski dostlar
Unutulmayanlar...Servet Mehterbaşıoğlu
Van Nostaljisi
Van için bir şarkı bestele
Eski Vanı özledim
Eski Banka sokağı
Eski çamlar bardak odu
Anılardaki Yeşilçam
Molla Hamit Ekinci (Hamit hoca)
Babadan gördük
Yaş destanı ve hacı Efdal
Ordunun dereleri
Unutulmayanlar...Servet Mehterbaşıoğlu
Çocukluk arkadaşım Mustafa Sönmez
Çökertmeden çıktımda Halilim
Eski çamlar bardak oldu
Van yemekleri
Sofu baba
Anılardın bir demet
Unutulmayanlar (selim gül soy)
Ali Paşa ağıdı
Kimler geldi kimler geçti
Cengiz Alper anlatıyor
Eski Van’da çocukluk günleri
Eski Van’da 2 Nisan bayramları
Çocukluk arkadaşım Mustafa Sönmez
Vanlıyam şanlıyam
Çökertmeden çıktım da Halilim
Kinyas Kartal
Yayla suyu yan akar, ayağında kundura ve Mahmut bey ağıdı
O eski Van unutulmaz
Kaç kişi kaldık
Eski Van’da misafirlik
Onları unutmadık
Unutulmayanlar… Tayyar Dabbağoğlu
O Eski Van'da
Bir zamanlar yıldız sineması vardı
Eski çamlar bardak oldu
Şemsettin Özdemir ve maziden esintiler
Tevfik Demiroğlu anlatıyor
BİR ZAMANLAR ŞEHİR SİNEMASI
UNUTULMAYANLAR… - ENVER DİLAVER
Çay içen Fato nene
Musikişinas dostlarıma...
İlyas Kitapçı...
BİZLERİ UNUTMA GAZATACI BEG... BİZLERİ UNUTMA...'
ERNİS KÖY ENSTİTÜSÜ
BİR HAYALİ HASAN YAVAŞ VARDI
KAÇ KİŞİ KALDIK
FERİT MELEN ANLATIYOR
GİTMEYİN BE VANLILAR…
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Alıntı Yazarlar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı